YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20934
KARAR NO : 2017/24897
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, 25.02.2013 tarihinden itibaren davalıya ait otelde resepsiyonist olarak çalıştığını, aylık net ücretinin 2.500 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini beyanla ihbar tazminatı alacağı ile bir kısım alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 05.09.2013 tarihi itibariyle iş sözleşmesine aykırı davranışları sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, herhangi bir işçilik alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ile bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusundadır.4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu’nun 323. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de benzer bir düzenleme yer almakta olup; işveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür.Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde 2.500 TL net ücret aldığını ileri sürmüş, davalı ise davacının ücretine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda birtakım banka ödeme dekontları ile emsal ücret araştırması sonucu dikkate alınarak davacının ücretinin 25.02.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 2.000 TL brüt, 30.06.2013-05.09.2013 tarihleri arasında ise 2.500 TL brüt olduğu benimsenerek, buna göre hesaplama yapılmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, dosya kapsamına göre davacının son brüt ücretinin 2.500 TL olarak kabulü doğru olmamıştır. Yapılan emsal araştırmasına göre, Bodrum Otelciler Derneği tarafından 1.100 TL,… Ticaret Odası tarafından 1.021,50 TL- 2.500 TL civarında, … Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından 1.000-1.500 TL civarında emsal ücret bildirilmiştir. Ayrıca davacının ücreti ağustos 2013 bordrosunda brüt 2.500 TL iken, 18 günlük Eylül 2013 bordrosunda brüt 1.500 TL olarak gösterilmiş olup, davacıya ait banka hesap özeti incelendiğinde davacıya 02.09.2013 tarihinde 1.860,67 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. Davacı tanığı tanığı …, davacının 2.500 TL maaş aldığını beyan etmiş, davalı tanığı ve aynı zamanda otelin genel müdürü olan … de davacının net 2.500 TL maaş aldığını bildiğini beyan etmiştir. Açıklanan bu olgular karşısında, özellikle davacı ve davalı tanıklarının davacının ücretinin net 2.500 TL olduğuna yönelik beyanları dikkate alındığında, mahkemece aylık ücretin brüt 2.500 TL olarak kabulü isabetli olmamıştır. Davacının aylık net ücretinin 2.500 TL olarak kabulü ile buna göre talep edilen alacakların belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.