YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21270
KARAR NO : 2017/25132
KARAR TARİHİ : 20.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı nedene dayanmaksızın işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacıya fazla çalışma ücretlerinin eksiksiz ödendiğini, … kayıtlarına göre davacının Türkiye’de olduğu ve çalışmadığı dönemlerin hesaplamalardan dışlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili ücret alacağı olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla mesai alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla mesaisi olup olmadığı araştırılmalıdır.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir.Fazla çalışmaya dair kurallar hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacakları için de geçerlidir.Somut olayda; mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı işverenlik tarafından bankaya yatırılan ödemelerin sadece aylık net 1.200,00 USD ücretin oldukça üzerinde olduğu gerekçesiyle fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışma ücret talepleri reddedilmiştir. Ancak, dosya içeriğinde yer alan banka kayıtlarındaki ödemelerin TRY ibaresi ile, başka bir ifadeyle Türk Lirası cinsinden yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece ek rapor alınarak, sunulan banka kayıtları incelenmeli, aylık net 1.200,00 USD ücretin ödeme tarihlerindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılıkları belirlenerek, Türk Lirası cinsinden yatırıldığı anlaşılan ve aylık ücret miktarını aşan tutarlar hesaplanacak söz konusu işçilik alacaklarından mahsup edilmelidir.
3- Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Somut olayda; davacı işçinin davalı şirketin yurtdışındaki şantiyesinde çalışması sebebi ile Emniyet Müdürlüğü’nden Pol-Net kayıtları istenilmiş, mahkemece gelen cevabi yazı doğrultusunda davacının, davalı işyerinde çalıştığı süre zarfında Türkiye’de bulunduğu süre göz önüne alınarak yıllık izinlerini kullandığı kanaatine varılmıştır. Ancak davalı işverence yıllık izinlerin kullandırıldığının imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlanamadığı anlaşılmakla, yıllık izin ücretinin hizmet süresi nazara alınarak hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde reddi isabetsizdir.
4- Taraflar arasında davacının bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının bulunup bulunmadığı hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.Dosya içeriğinde; kıdem ve ihbar tazminatı açıklaması ile iki adet 2.396,91 TL ve 1.008,59 TL tutarlı dekont bulunmaktadır. Buna rağmen bilirkişice 3.403,50 USD kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinin yapıldığının tespiti hatalıdır. Yapılacak iş, davalı tarafından her iki alacak için farklı dekontlar ile yapıldığı anlaşılan toplam 3.405,50 TL kıdem ve ihbar tazminatının, belirlenecek kıdem ve ihbar tazminatı tutarlarının oranlarına göre mahsubundan ibaret iken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.