Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/21385 E. 2017/29785 K. 19.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21385
KARAR NO : 2017/29785
KARAR TARİHİ : 19.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı Garanti Bankası A.Ş.’de 15.01.1998-30.04.2012 tarihleri arasında çalıştığını, bankanın Personel Yönetmeliğine göre banka çalışanlarının her yıl 30 gün ücretli izin haklarının bulunduğunu, müvekkilinin hak ettiği yıllık izinlerinin çoğunun kullandırılmadığı gibi işten ayrılırken kullanmadığı yıllık ücretli izin alacağının da eksik ödendiğini, bakiye yıllık ücretli izin alacağı için Ankara 13 İcra Müdürlüğü’nün 2012/6051 sayılı icra dosyası ile davalı banka aleyhine takip başlatıldığını, davalı bankanın takibin tamamına ve ferilerine itiraz etmesi ile takibin durduğunu, icra takibi ile talep ettikleri dışında da bakiye yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunu ileri sürerek, davalının Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 2012/6051 sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile davalı aleyhine alacağın en az %40’ı oranında icra inkar tazminatı hükmedilmesine ve bakiye yıllık ücretli izin alacağına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile istifa ederek iş sözleşmesini sona erdirdiğini, bakiye yıllık ücretli izin sürelerine göre kendisine ödeme yapıldığını, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10/04/1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde davalı bankanın personel yönetmeliğinde yıllık izinlerin 2001 yılı öncesinde 30 gün kullandırılacağının belirtilmiş olduğu kabul edilerek bilirkişinin raporu doğrultusunda yıllık ücretli izin alacağınına karar verildiği belirtilmiş ise de; dosya kapsamında mevcut olan bilirkişi raporlarında, yıllık ücretli izin alacağı, personel yönetmeliğindeki düzenlemeye göre 30 gün üzerinden ve personel yönetmeliğinin ilgili düzenlemesinin 2002 yılında kaldırıldığına ilişkin davalı beyanına göre 2001 yılına kadar 30 gün, 2002 yılından sonrada 20 gün üzerinden alternatifli olarak hesaplandığı, hüküm fıkrasında, davacının yıllık izin süresinin her yıl için 30 gün olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre karar verildiği anlaşılmakla, bu duruma göre de gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki sebebiyle mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, hüküm altına alınan miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesine aykırı olup, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/12/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.