Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/23290 E. 2017/28550 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23290
KARAR NO : 2017/28550
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde şoför ve aşçı olarak çalıştığını, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini belirterek anılan alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının fazla mesai yapmadığını, istisnai hallerde yaptığı fazla mesailerin karşılığının ise ödendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalının savunma haklarının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasamız’ın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 280. maddesinde:”Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir. ” düzenlemesine yer verilmiş ve madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bilirkişi raporunun taraflara tebliğ zorunluluğu öngörülmüştür.
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporu davalı tarafa tebliğ edilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi ek raporu, davalıya tebliğ edilmeden hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanarak karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre de;
Davacı işçinin fazla mesai ve genel tatil çalışması yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Dosya içeriğine göre, davacının, takograf kayıtları, tanık beyanları ve 31.05.2010 tarihli iş müfettişi raporuna göre tüm çalışma süresi içerisinde haftada on iki saat fazla mesai yaptığı, dini bayramarın ilk iki günü dışında genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
31.05.2010 tarihli müfettiş incelemesinin kapsadığı dönem bakımından bu tespit isabetli olmakla birlikte, rapor sonrasındaki dönem bakımından, davacı tanığının işverene karşı davası bulunması da gözetildiğinde, davalı tanığı beyanı ve tüm dosya kapsamına göre bir hafta 12 diğer hafta dokuz saat fazla mesai yaparak çalıştığının kabul edilmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Yine, dosya içerisine sunulan birkısım imzalı ücret bordrolarında fazla mesai ve genel tatil ücreti tahakkukları bulunduğu anlaşılmaktadır.
30.03.2011 tarihli İş Müfettişi incelemesinde, 2010 Kasım ve 2011 Şubat aylarında işçilere aylık iki saatlik fazla çalışma karşılığı artırımlı ücret ödendiği, diğer fazla çalışmalar ve ulusal bayram ve genel tatil günleri karşılığı artırımlı ücretlerin ödenmediği, yapılacak ödemeye ilişkin düzenlenen bordrolara herhangi bir ödeme yapılmaksızın işçi imzalarının alındığı belirlenmiştir. Bu tespitlerin davacının görev yaptığı birim için de geçerli olup olmadığı, anılan raporun tümü temin edilerek açıklığa kavuşturulmalı ve İş müfettişi raporunun kapsadığı dönem bakımından bu tespitler gözetilerek, raporun kapsamadığı dönem bakımından ise mevcut duruma göre imzalı bordrolarla fazla çalışma ve genel tatil ücreti ödemesi yapıldığı anlaşılan aylar dışlanarak hesaplama yapılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.