YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24046
KARAR NO : 2017/28562
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde sezonluk işçi-kasa sorumlusu olarak 01.07.1993 tarihinde çalışmaya başladığını, sezon sonunda işine son verildiğini, 01.04.1994 tarihinde işe başlayıp 01.11.1994 tarihinde iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, 2011 yılına kadar bu şekilde sezonluk olarak çalıştığını, 01.04.2011 tarihinde işe başladığını ve 01.04.2012 tarihine kadar kışın muhasebe bölümüne de yardım ettiğini, müvekilinin sağlığının bozulması nedeniyle rapor aldığını, iş sözleşmesinin raporlu olduğu dönemde haksız olarak feshedildiğini, davalı işyerinde asgari ücretin üzerinde ücret almakta iken işe başladığı tarihten bu yana ücretinin asgari ücret kısmının ödendiğini, kalan kısmının ise ilerde toplu olarak verileceğinin söylendiğini ancak ödenmediğini, 2012 yılı en son maaşının 1.250,00 TL olduğunu, müvekkilinin fazla mesai yapmasına, dini ve milli bayramlarda çalışmasına rağmen işbu çalışma karşılıklarının ödenmediğini iddia ederek; ödenmeyen ücret alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili çalışma ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak davacının ücret alacaklarının bulunmadığını ve asgari ücretle müvekkili işyerinde çalıştığını, davacının mevsimlik işçi olması nedeniyle yıllık izin hakkı olmadığını, genel tatil günlerinde çalışmadığını, hafta tatilini de kullandığını beyanla, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe
1-Davacının hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta; davacı 01.07.1993 tarihinde işe başladığını ve sezonluk çalıştığını iddia etmiş, davacı tanıklarından … “Ben 1986-1996 yılları arasında davalı şirkete ait otelde temizlik elemanı olarak çalıştım. Davacı 1993 senesinde davalıya ait otelde muhasebe bölümünde çalışmaya başladı. 1998’den itibaren kasa bölümüne geçti. Davacı sezonluk olarak çalışıyordu. Davacının çalışmaları 2012 yılının sezon sonuna kadar devam etti.” derken, davalı tanığı olarak dinlenen Selal İşli “davacıyı iş arkadaşım olduğu için tanıyorum, ben davalı iş yerinde 1991-2004 yılları arasında çalıştım. Davacı ise, sezonluk çalışıyordu. 1-2 yıl ara verdi. Ama hangi yıllar olduğunu hatırlamıyorum. 1993 yılında işe başladığını biliyorum” şeklinde beyanda bulunmuş, diğer davalı tanığı Mehmet Koçyiğit ise “davacıyla iş arkadaşı olduğumuz için tanırım, ben davalı işyerinde 1991 yılından itibaren ve halen çalışmaktayım, son 8 yıldır sürekli çalışıyorum, davacı 1993 senesinde çalışmaya başladı.” şeklinde, davacının davalı yerde ilk çalışmaya başladığı döneme ilişkin beyanda bulunmuşlardır.
Mahkemece davacının 15.03.2003-01.02.2013 tarihleri arasında çalıştığının kabulü ile dava konusu alacaklar hüküm altına alınmış ise de; kurum kayıtları ile tanık beyanları yeniden değerlendirmeye tabi tutularak hizmet süresi belirlenmeli ve tüm alacaklar bu süreye göre yeniden hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
2- Diğer bozma nedeni ise davacının aldığı ücret tutarına ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret tanımlanmış olup; bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak ifade edilmiştir.
Çalışma yaşamında çeşitli saiklerle (daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi gibi) zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı, gösterilen miktarın gerçek miktardan daha az olduğu şüphesi ortaya çıkabilmekte, bu durum söz konusu olduğunda ise işçi aleyhine olan olası hak kayıplarının önlenmesi için gerçek ücretin tespiti önem taşımaktadır. Bu tespit sırasında İş Hukuku’na özgü bazı ilkeler de gözönünde bulundurulmalıdır.
İşçi-işveren ilişkisinin temel özelliği işçinin işverene bağımlı çalışmasıdır. Her şeyden önce, geçimini sağlayabilmek adına genellikle ücreti dışında bir olanağa sahip olmayan işçi sermayeyi elinde tutan işverenin ekonomik bağımlılığı altındadır. İşverenin ekonomik ağırlığına ve gücüne karşı denge kurabilmek için daha güçsüz durumda bulunan işçinin korunması zorunluluğu söz konusudur. Gerçekten, toplum düzenini ve sosyal barışı sürekli olarak sağlayacak gerçek denge, işçi ile işvereni eşit kabul eden bir anlayışla değil, bu ilişkinin güçsüz tarafı işçinin belirli ölçüde korunması ile kurulabilir. Bu husus Anayasanın 2 nci maddesi uyarınca “Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Toplumsal devlet, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği ve dolayısiyle toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir”. (… Süzek, İş Hukuku, 13. Baskı. s. 16-17)
Somut uyuşmazlığa bakıldığında, davacı aldığı son ücretin 1.250,00 TL olduğunu, kendisine asgari ücretin ödendiğini kalan kısmın ise ileride ödeneceğinin söylendiğini iddia ederken, davalı taraf davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuş ve mahkemece de davacının asgari ücretle çalıştığının kabulü ile yapılan hesaplamaya itibarla hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar dosya kapsamında yer alan bordrolar asgari ücretten tahakkuk etmiş ise de; işverene karşı güçsüz durumda olan, işini veya mevcut pozisyonunu kaybetme korkusu olduğu kural olarak kabul edilmesi gereken işçi karşısında, güçlü ve egemen olan işverenin hangi saikle olursa olsun tamamen özgür iradeye dayalı olarak imzaladığı veya sunduğu belgede irade sakatlığından söz edilemeyeceğinden, işverene ekonomik yönden bağımlı olan işçiden alınan imzalı bordro yerine, işçinin yaptığı işin niteliği ve kıdemi de dikkate alınarak işverenden sadır olan 16.05.2012 tarihli belgeye üstünlük tanınması ve davacının 1.250,00 TL ücretle çalıştığının kabulü ile alacakların hüküm altına alınması dosya kapsamına daha uygun olacaktır.
Sonuç
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.