YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24134
KARAR NO : 2017/30254
KARAR TARİHİ : 20.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tanık beyanları doğrultusunda hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kabulüne diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davalı temyizi yönünden;
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Dosya içeriğine göre davalı yanca temyize konu edilen ve hüküm altına alınan toplam alacak miktarı 1.478,11 TL olup karar tarihi itibari ile 2.080,00 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427, 432. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Davacı temyizi yönünden;
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında davacının yıllık izin alacağı bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Mahkemece davalı kurum tarafından düzenlenen tarihsiz ve imzasız yıllık izin kullanım cetvelinde, kullanılmayan yıllık izin süresinin ”0” olarak gösterilmesi nedeniyle yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davalı kurumun bakiye izin alacağı kalmadığı yönündeki tarihsiz ve imzasız hesaplamasını içerir bu belge itibar edilebilir nitelikte olmayıp bu belge esas alınarak yıllık izin alacağı talebinin reddi hatalıdır.
Dosyada mevcut yıllık izin kayıtları ile davacının 318 gün yıllık izin kullandığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacıya kullandırılmayan yıllık izin süresi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, davacıya kullandırıldığı sabit olan 318 gün düşüldüğünde davacının bakiye 497 gün yıllık izin hakkı bulunduğu belirtilmiş ise de; bu hesaplama 01.01.2005 tarihinden sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin önceki dönemlerde de paralel düzenleme içermesi varsayımına dayalı hesaplanmıştır. Bu nedenle öncelikle; davacının çalışma süresi boyunca uygulanan Toplu İş Sözleşmeleri eksiksiz dosyaya getirilmeli ve yıllık izin süresi bakımından 01.01.2005 tarihinden önceki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin bu tarihten sonraki toplu iş sözleşmesi hükümleri ile paralel düzenleme içerip içermediği netleştirilmeli, davacının kıdemine göre kullanması gereken yıllık izin süresi tereddütsüz belirlenmelidir.
Bundan sonra, davacının kullandığı konusunda uyuşmazlık bulunmayan 318 gün yıllık izin süresi mahsup edilerek davacının kullanması gereken bakiye yıllık izin süresi tespit edilmeli, davalının resmi kurum olması nedeniyle puantaj kayıtları ve günlük devam çizelgeleri delil mahiyetinde kabul edileceğinden davacının tüm çalışma dönemine ait devam çizelgeleri, puantaj kayıtları ve bordrolar temin edilerek davacının yıllık izin formlarında belirtilen tarihlerde kullandığı sabit olan 318 gün yıllık izin süresi dışında, işyeri kayıtlarına göre kullandığı anlaşılan yıllık izin süreleri olup olmadığı belirlenmeli, mahkemece davayı aydınlatma görevi kapsamında davacıdan kullanmadığı yıllık izin süresi sorulmalı ve yapılacak araştırma sonucuna göre davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma yapılmadan yanılgılı değerlendirme ile yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
3-Harç konusu kamu düzenine ilişkin olup, yargı mercilerince res’en dikkate alınır ve yargı harcından muafiyet 492 sayılı Harçlar Kanunu ile kurum veya kuruluşlarla ilgili yasal mevzuata göre belirlenir.
Mahkemece yargılama gideri davanın kabul ve ret oranına göre bölüştürülürken davalı kurumun harçtan muaf olduğu gözetilmeden davacı tarafça yapılan harç masrafları da oranlamaya katılmıştır. Davalı kurum harçtan muaf olduğuna göre, davacı tarafça yapılan harç masrafının davacıya iadesine karar verilmeli, bundan sonra kabul ve ret oranına göre taraflara yükletilmesi gereken yargılama gideri hesaplanmalıdır.
Belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20/12/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.