Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/24264 E. 2017/28874 K. 18.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24264
KARAR NO : 2017/28874
KARAR TARİHİ : 18.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait Şirinler Kreş adlı işyerinde 05/09/2005-13/07/2007 tarihleri arasında aralıksız olarak hizmet akdi ile çalıştığını, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, fark ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının performans düşüklüğü ve personel ile yaşadığı sorunlar neticesinde işten çıkartıldığını, 13/07/2007 tarihli ibraname gereğince kendisine kıdem, ihbar ve kullanılmayan izin ücreti ödemesi yapıldığını, davacının başkaca bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def’i nedeniyle zamanaşımına uğrayan alacak kesiminin bulunup bulunmadığı yönünden uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan hakim tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. … durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre, kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davalar iş sözleşmesinin feshinden itibaren 10 yıllık, yıllık izin alacağı iş sözleşmesinin feshinden itibaren 5 yıllık, ücret, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacakları hakkın doğumundan itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
Somut olayda, davalı vekilinin süresi içinde ıslaha karşı zamanaşımı def’i ileri sürmesi söz konusudur. Ancak söz konusu def’in mahkemece, işçilik alacakları davası yönünden hizmet tespiti davasının sonucunun/kesinleşmesinin bekletici mesele sayılması yasal bir zorunluluk olduğu, ıslah tarihinden geriye doğru beş sene sayılarak tespit edilen tarih öncesi tüm alacakların zamanaşımına uğradığının kabulünün işçi menfaatlerini korumayı amaç ve ilke edinmiş olan iş hukukunun genel ruhuna ve hakkaniyete aykırı sonuç doğurduğu gerekçe gösterilerek dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Hizmet tespiti davası, sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan ve şartları 5510 sayılı Kanunda düzenlenen, hak düşürücü sürenin ilgili kanunda düzenlendiği ve re’sen gözönünde bulundurulduğu bir dava türüdür. Yargılama konusunu oluşturan alacak talepleri ise 4857 sayılı İş Kanunu’ndan kaynaklanan ve zamamaşımı def’i bakımından yukarıda açıklanan ilkelere göre inceleme yapılması gereken bir dava türüdür. Buna göre, ıslah tarihi itibariyle talep konusu alacakların zamanaşımına uğrayan kısımları belirlenerek sonucuna göre zamanaşımına uğramayan alacak miktarları yönünden karar verilmesi gerekmektedir. Davalı tarafın süresinde ileri sürdüğü ıslaha karşı zamanaşımı def’i dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.