Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/24758 E. 2017/30251 K. 20.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24758
KARAR NO : 2017/30251
KARAR TARİHİ : 20.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarınının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile yıllık izin alacağı talebinin kabulüne diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi sebebiyle ve haklı olarak işverence feshedilip edilmediği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır.
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında kanunda herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır.
Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içerisinde değerlendirilmemelidir. Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Somut uyuşmazlıkta; davalı işverence 30.10.2013 tarihli ihtarname ile iş akdine 05.08.2013 ve 30.10.2013 tarihli tutanaklara istinaden 25/II-i maddesi uyarınca son verildiği belirtilmiştir.
Mahkemece davacının ilk tutanak sonrası hatanın tekrarı halinde iş akdinin feshini kabul ettiği, savunmalarında da her iki olayı da kabul etmesi nedeniyle işverence yapılan feshin haklı olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan araştırma karar vermeye yeterli değildiri.
Öncelikle işverence yapılan feshin nedeninin işçinin 30 günlük ücretinden fazla bir miktarda işverene zarar vermesi olduğu anlaşılmakta olup ilk tutanak bakımından derhal fesih hakkı kullanılmadığından iş akdinin feshinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı bakımından 30.10.2013 tarihli tutanağa konu olayın irdelenmesi gerekmektedir.
30.10.2013 tarihli tutanakta, davacının 8.00-16.00 vardiyasında 220 cm 3000 mt kumaşı makineden geçerken kırık geçtiği belirtilmiş olup işletme müdür yardımcısı ve mali analizci tarafından tutulan tutanakta kumaşın maliyetinin 9.600 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı ayı tarihli savunmasında kumaşın kalender kırığını görmediğini beyan etmiştir. Davacı yargılama aşamasında, bu tutanakta belirtilen hatanın telafisinin mümkün olduğunu, işverenin zararının olmadığını öne sürmüş; davalı hata yapılan kumaşın geri dönüşümünün mümkün olmadığnı, hasarlı kumaşın 3000 metre olduğunu ve makineden 1.5 saatte geçtiğini, 1.5 saat hatanın fark edilmemesinin davacının kusuru olduğunu savunmuştur. Davacı tanıklarının davacının çalıştığı makinede çalışmadıkları kusur ve zarar konusunda somut bilgileri olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tanıkları davacı ile aynı bölümde çalıştıklarını, 50-100 metrelik bir kumaş hatasının telafi edilebildiğini, ancak 3000 metre kumaş hatasının telafisinin mümkün olmadığını, 3000 metrenin makineden 1 saatte çıkacağını, makinenin başında beklemek zorunda olduklarını, davacının makinenin başında bekleyip beklemediğini bilmediklerini, hatalı ürünün başka firmaya ait olduğunu beyan etmişler; davalı tanıklarından Serkan; hatalı kumaşın atılmadığını ancak ne yapıldığını bilmediğini, davalı tanıklarından Muhammed ise; hatalı ürün yerine tekrar baskı yapıldığını duyduğunu beyan etmiştir.
Hükme esas bilirkişi raporunda işyerinde keşif yapılarak zarar ve kusur yönünden teknik inceleme yapılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece kusur ve zarar yönünden teknik bilirkişilerden rapor alınmadan karar verilmiştir. Yapılacak iş, konusunda uzman bilirkişiden 30.10.2013 tarihli tutanağa konu olayda işçinin kusurunun bulunup bulunmadığının var ise kusur oranının duraksamaya yer vermeyecek şekilde ve somut tespitlerle belirlenmesi, ayrıca işçinin kusuru var ise yukarıdaki açıklamalar ışığında zarar miktarının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Kusur ve zarar oranının tespitinde özellikle tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınmalı, kumaşta meydana gelen hatanın telafi edilip edilmediği, sözü edilen kumaşın hata giderilerek kullanılıp kullanılamadığı hususları da irdelenmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.12.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.