YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24872
KARAR NO : 2017/30181
KARAR TARİHİ : 20.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bünyesinde pazarlama elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı sebep olmadan feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücreti ile, kötüniyet tazminatı , ücret farkı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının son zamanlarda pazarlama ve satışını yaptığı ürünler konusunda şirkete bilgi vermediğini, tahsil ettiği paraları şirkete intikal ettirmediğini, işe gelmeyerek ve şirketin güvenini kötüye kullanarak sözleşmenin haklı sebeple feshine neden olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı taraf açmış olduğu karşı dava ile, satış yaptığı firmalardan para tahsil yetkisi olmamasına rağmen şirkete ait makbuzları kullanarak tahsil ettiği 64.095,85 TL’ yi uhdesinde tuttuğunu belirterek, anılan zarara ilişkin şimdilik 500,00 TL nin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar süresi içerisinde davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunup bulunmadığı konusundadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Dosya içeriğine göre, davacı aylık 3.250,00 TL ücretle çalışmak üzere davalı ile anlaştıklarını ancak, çalıştığı süre içerisinde, ileride ödeneceği vaadi ile asgari ücret düzeyinde ödeme yapıldığını belirterek fark ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı taraf, davacının asgari üretle çalıştığını savunmuştur. Mahkemece, Esnaf ve Sanatkar Odasından yapılan emsal ücret araştırması doğrultusunda davacının en son net 1.340,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulmuş, ancak hak kazandığı halde ödenmeyen ücret alacakları hesaplanmamıştır. Bu durumda kabul edilen son ücret gözetilerek dönemsel ücretlere ve ödeme belgelerine göre fark ücret alacağının hesaplanması gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması hatalıdır.
3-Davacı ve davalı arasındaki diğer uyuşmazlık dava dilekçesinde talep edilmeyen ihbar tazminatı alacağının ıslahla talep edilip edilemeyeceği konusundadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesinde; taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir, düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, ihbar tazminatı istemine ilişkin, dava dilekçesinde talep ve harcı ödenerek usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmamaktadır. Davacı vekili ıslah dilekçesinde ihbar tazminatı isteminde bulunmuş ve mahkemee anılan alacak hüküm altına alınmıştır. Hakkında usulüne uygun şekilde dava açılmayan bir konuda ıslah yapılması usulen mümkün olmayıp, ıslahla talep edilen ihbar tazminatı talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iligilisine iade edilmesine, 20.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.