YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4244
KARAR NO : 2016/9555
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, cezai şart, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil, fazla mesai ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini beyanla kıdem tazminatı,cezai şart, yıllık izin, bayram genel tatil, fazla mesai, hafta tatili, ücret alacaklarını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 16. Maddesi gereğince talep edilen tazminatın ise bir tür cezayi şart olması, iş sözleşmesinde cezayi şartın öngörülebilmesi için mütekabiliyet unsurunun olması gerektiği, somut durumda ise bu tazminatın tek taraflı olarak belirlendiği anlaşıldığı ve bu sebeple de talep edilen 90.000 TL’nin tazminat niteliğinde olduğu, mütekabiliyet unsuru gerçekleşmediğinden cezai şart isteminin reddine diğer alacaklar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Temyiz:
Kararı, davacı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Cezai şart, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla, işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, şartları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 161/son maddesinde ise, fahiş cezai şartın hâkim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.
Somut olayda; davalı ile davacı arasında 10.08.2009-24.09.2012 tarihleri arasında geçerli olan sözleşmeye göre davacının yazılım ve donanım uzmanı olarak çalıştığı, 12.07.2011 tarihli sözleşmenin 16. maddesinde işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya sözleşmenin 18 aydan kısa bir süre önce işveren tarafından feshi halinde işçiye onsekiz aylık toplam maaş tutarını tazminat olarak ödemeyi taahhüt ettiği görülmekte, söz konusu hükmün işçi lehine olması karşılıklılık niteliğini zedeleyip cezai şart hükmünü geçersiz kılmayacağından işçi lehine bu hüküm ile davacının hükümden doğan tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.