YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15288
KARAR NO : 2016/23041
KARAR TARİHİ : 10.10.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, eğitim gideri ile cezai şart alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; 17. Dönem Bankacılık Okulu mezunu olan davalılardan …’ın Trabzon şubesinde çalışırken 15.07.2009 tarihinde istifa ettiğini, … tarafından imzalanan 27.10.2008 tarih ve 3795 sayılı taahhütnamenin 4. maddesi uyarınca eğitim masraf ve mecburi hizmet süresine tekabül eden miktar düşüldükten sonra kalan tutar kadar eğitim gideri ve cezai şart ile dava tarihine kadar hesaplanan vergiler ve avans miktarı ile 28.716,89 TL’ye ulaştığını, diğer davalıların ise kefalet senedi imzalayarak söz konusu borcu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini belirterek dava açmıştır.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı …, mezun olduğu 4 sınıfta toplam 120 öğrencinin eğitim gördüğü 17. Dönem Bankacılık Okulunun toplam eğitim maliyetinin 224,881 TL ve öğrenci başına eğitim giderinin 1.874,03 TL olduğunu, eğitimle hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen işletme maliyetleri ile eğitim süresince aldığı ve hiçbir ad altında geri istenilmesi mümkün olmayan maaş ve sosyal güvenlik giderleri toplamının da eğitim maliyetine eklenmesinin mümkün olmayacağını, cezai şart istenemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Somut olayda, davada taraf teşkilinin gerçekleştirilmesi hususu öncelikle çözülmesi gereken hukuki problemi oluşturmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 51. maddesine göre, dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesine göre kişilik ölümle sona erer. Kişiliğin sona ermesinin doğal sonucu ise hak ve fiil ehliyetinin de sona ermesidir.
Diğer taraftan maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır. (6100 sayılı HMK m. 59) Mirasçılar arasındaki dava arkadaşlığı mecburi dava arkadaşlığıdır.
Dosya içeriğine göre; davalı …’ın karar tarihinden önce 12.05.2011 tarihinde vefat ettiği, birden fazla mirasçısı bulunduğu nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Mirasçılardan sadece bir tanesinin davalı vekiline vekalet verdiği, diğer mirasçıları temsil ettiğine dair dosyada bir belgenin de bulunmadığı görülmektedir. Bu sebeple mahkemece önce taraf teşkili sağlanmalı, ondan sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmelidir. Taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamanın yapılarak talebin hüküm altına alınması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 10.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.