Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2016/25216 E. 2017/8232 K. 11.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25216
KARAR NO : 2017/8232
KARAR TARİHİ : 11.04.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : MENFİ TESPİT

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davalı tarafından yapılan…. İcra Müdürlüğü 2007/50 esas sayılı dosyasındaki icra takibine süresinde itiraz edilmediğini, bu takibe konu edilen miktarda borçlu olmadığının tespiti ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili davalı şirketin alacağını diğer davalı …’e temlik ettiğini, dava tarihi itibariyle şirketten talepte bulunmasının mümkün olmayacağını, İstanbul 6. İş Mahkemesinin 2007/103 esas sayılı dosyasında da aynı konuda dava açıldığını ve feregat sebebiyle kesinleştiğini, kesin hükmün oluştuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının talebi yargılamanın iadesi olarak değerlendirilerek, dosyanın bu konuda daha önce karar veren mahkemeye gönderilmesine dair verilen kararın Dairemiz’deki temyiz incelmesinde; davacının dava dilekçesinde hiçbir şekilde yeniden yargılama talebinin bulunmamasına rağmen mahkemece niteleme yapılarak davayı yeniden yargılama davası olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, tarafların iddia ve savunmaları ile kesinleşen dava (…. İş Mahkemesinin 2007/103 esas sayılı) dosyası birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı tarafların temyizi üzerine Dairemizin 05.03.2015 tarihli ilamı ile özetle davacı feragat ettiği davada borcu olmadığını ileri sürerek mentı tespit davası açmış iken, iş bu davada sulh ibra sözleşmesi kapsamında kendi yükümlülüğünü yerine getirdiği halde davalının bu sözleşmeden doğan karşı yükümlülüğünü yerine getirmemesini dava konusu etmesi karşısında artık her iki davanın sebebinin aynı olduğundan bahsedilemeyeceği nedenleriyle 2. kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, kanuni süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İcra İflas Kanunu’nun 72. maddesinde, borçlunun icra takibinden önce veya sonra borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin 6. fıkrasında, menfi tespit davası sırasında borç ödenmiş ise davaya istirdat davası olarak devam edileceği öngörülmüştür.
Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi anılan yasa gereği olup, davacılar vekilinin borcun icra dosyasına ödendiği yönündeki beyanına ve özellikle davacı vekilinin davaya istirdat davası olarak devam edilmesi talebine rağmen, mahkemenin davayı menfi tespit davası olarak sonuçlandırıp hüküm kurması hatalıdır. Davaya İcra İflas Kanunu’nun 72/6. maddesi uyarınca istirdat davası olarak devam edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 11.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.