Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2016/32222 E. 2017/25255 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32222
KARAR NO : 2017/25255
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, davacının son ücretinin net 2.520,00 Suudi Riyali olduğunun kabulü yerinde ise de; bilinen net ücretten bilinmeyen brüt ücretin nasıl tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetime açık bir şekilde gösterilmemiştir. Ayrıca şu husus da belirtilmelidir ki, yurt dışında çalışan işçinin, yurt içinde çalışan işçiler gibi brüt ücretinin belirlenmesi mümkün değildir. Bu noktada özellikle davacı işçinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 6. madde hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun ne olduğu belirleyici olacaktır. Mahkemece, bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan davacının brüt ücretinin tespit edilmesi hatalı olmuştur.
3-Eldeki davaya uygulanacak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 83. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiilî ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istiyebilir” hükmü düzenlenmiş olup, alacakların hangi para birimi üzerinden hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı noktasında, davacı taraf, Suudi Riyali ve Türk Lirası arasında tercih hakkına sahiptir. Ancak, alacağının … Doları üzerinden hesaplanması ve hükme bağlanması talebi yerinde değildir. Mahkemece bu yönün dikkate alınmaması da hatalıdır.
4-Mahkemece, davacıya tüm çalışma süresi boyunca yıllık izin hakkının kullandırılmadığı kabul edilerek, yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, davacı asil, duruşmada alınan beyanında onbeş günlük izin ücreti ödendiğini ifade etmiş olup, bu beyanın gözardı edilmesi hatalı olmuştur. Diğer taraftan yurda giriş çıkış kayıtları nazara alınarak, davacının yurt dışındaki çalışma tarihleri içerisinde Türkiye’de bulunduğu sürelerde, yıllık izinde olup olmadığının tartışılmaması da hatalıdır.
5-Kabule göre de; bilirkişi raporunda hesaplanan brüt tutardaki kıdem tazminatının “net” ifadesiyle hüküm altına alınması çelişkilidir. İhbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından ise, hüküm altına alınan tutarların net mi brüt mü olduğunun hüküm sonucunda belirtilmemesi, infazda tereddüte yol açacak nitelikte olması sebebiyle yerinde değildir.Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.