YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/911
KARAR NO : 2017/16336
KARAR TARİHİ : 06.07.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar ve manevi tazminat ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 03.06.2013 tarihli, 2012/24165 esas, 2013/13457 karar sayılı kararı ile, davacı isticvap edildikten sonra on günlük yıllık iznini kullanıp kullanmadığı açıklığa kavuşturularak karar verilmesi için bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrası yıllık izin ücreti alacağının kabulüne karar verilmişse de bozma dışında kalan alacaklarla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede karar bu defada bozma dışında kalan alacaklarla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi ve yıllık izin hususunda davacının beyanı dikkate alınması yönlerinden ikinci defa bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 esas; ve 1992/4 karar sayılı ve 10.04.1992 günlü kararı)
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Somut olayda, mahkemece hükmün gerekçesinde yıllık izin ve ücret alacaklarının 111,44 TL olarak hesaplandığı belirtildiği halde hüküm fıkrasında söz konusu alacaklar hakkında farklı miktarlara hükmedilmiştir.
Bu durumda, kararın açıklanan gerekçesi ile kurulan hüküm sonucu arasında çelişki bulunduğu belirgindir.
Hal böyle olunca, mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nın 297 ve 298. maddelerinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2-Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma ilamında belirtilen manevi tazminat talebi hakkında bozma gerekleri yerine getirilmeyerek- olumlu ya da olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır. Hal böyle iken mahkemece, hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi