YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15340
KARAR NO : 2017/7898
KARAR TARİHİ : 06.04.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
….. İş Mahkemesinin 27.12.2013 tarihli, 2013/343 esas ve 2013/1381 karar sayılı hükmü, Dairemizin 09.07.2015 tarih, 2014/6475 esas ve 2015/23544 karar sayılı ilamı ile bozulmuş ise de, …. İş Mahkemesinin 24.03.2016 tarih, 2016/1261 esas ve 2016/252 karar sayılı kararı ile direnme kararı vermesi ve bu kararı tarafların kanuni süresi içerisinde temyiz etmesi üzerine dosya yeniden incelendi.
Davacı, daha önce geçici işçi olarak çalışmaya başladığı işyerinde 2001 yılında daimi kadroya alındığında geçici işçilikte geçen sürelerinin kademe – derece intibakında dikkate alınmadığını ileri sürerek, geçici işçi olarak işe başladığı tarihten daimi kadroya geçtiği tarihe kadar ki hizmet süresinin toplamı üzerinden belirlenecek derece ve kademesine göre belirlenecek ücret üzere, yıpranma primi, akdi ikramiye ve yıllık ücretli izin alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizce yapılan incelemesinde; hükümet ile Türk-İş Sendikası arasında imzalanan 26.10.2000 tarihli protokol uyarınca geçici işçilerin mevcut ücretleri üzerinden sürekli işçi kadrosuna geçirilecekleri açıkça ve özel olarak belirtildiğinden isteğin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 24.03.2016 tarih, 2016/1261 esas ve 2016/252 sayılı kararı ile bozma kararına karşı direnilmiş olup, 6352 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca Dairemizin öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla; geçici işçilikte geçen sürenin sürekli işçi kadrosuna geçildikten sonraki dönemdeki kademe ve dereceye esas alınmaması anılan protokole uygun olduğundan bahisle mahkemenin önceki kararı Dairemiz tarafından bozulmuş olmakla birlikte; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2015 tarihli 2015/7-1115 esas ve 2015/2541 sayılı kararında geçici işçilikte geçen sürelerin daimi kadroya geçişte kademe ve derece intibakında dikkate alınması gerektiği kabul edildiğinden uygulama birliği, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri uyarınca Dairemizin 09.07.2015 tarih, 2014/6475 esas ve 2015/23544 karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verildi.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı kurum nezdinde bulunan İl Özel İdaresine bağlı şantiyelerde ve Alt Yapı Hizmetleri Daire Başkanlığında olmak üzere öncesinde davalı kuruma devredilen Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak 1986 yılında mevsimlik işçi olarak çalışmaya başladığı, 01.02.2001 tarihinde sürekli işçi kadrosuna alınarak işçi pozisyonunda çalışmaya devam ettiğini, daha önce mevsimlik işçi olarak çalışan davacının 02.02.2001 tarihindeki kadrolu işçi statüsüne atanmasının ilk defa işe girme olarak değerlendirilerek Toplu İş Sözleşmesinin 19. maddesi kapsamında yeni işe giren işçinin intibakına göre yapıldığı, Yol İş Sendikası üyesi olan davacının 01.03.1999-28.02.2001 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinde pozisyonuna göre tabi olduğu ücret skalası yanlış tespit edildiğinden ücret zamlarının eksik uygulanmak suretiyle ücret ve ikramiye fark alacağı doğduğunu, toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre işe girdiği tarihten itibaren kademe ilerlemesi ve derece terfileri ile sözleşme zamları yevmiyesine uygulanmak suretiyle kadroya geçirildiği tarihte davacıya ödenmesi gereken yevmiyesi tespit edilip bu yevmiye esas alınarak sözleşmedeki ücret zamlarından kademeli olarak yararlandırılması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre onbir ayı aşan çalışmaları sebebiyle yıllık ücretli izne hak kazandığını, 14.02.2013 tarihinde emekli olan davacının yıllık izin ücreti verilmesi gerektiğini belirterek, fark ücret, fark ikramiye, ağır hizmet, tehlike ve sorumluluk (yıpranma) primi, seyyar görev tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalının Cevabının Özeti:
Davalı, geçici işçi olarak çalışan davacının sürekli işçi kadrosuna alınması sırasında yapılan ücret intibakında hata olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Dava devam ederken davalı gösterilen … kanunla kaldırıldığından davalı taraf sıfatının belirlenmesi konusunda uyuşmazlık doğmuştur.
12.11.2012 tarihli 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 1. maddesinin 2. ve 5. fıkrası ile Ankara İl Özel İdarelerinin kaldırıldığı, yürürlük başlıklı 36 maddesinde de kanunun bu hükümlerinin ilk mahalli idareler seçiminde yürürlüğe gireceği beliritilmiştir. Anılan Kanunun kabul edildiği tarihten sonraki ilk mahalli idareler seçimi ile yürürlüğe girmesiyle Ankara İl Özel İdaresini tüzel kişiliği dava devam ederken sona ermiştir.
6360 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasıyla; mevzuatla il özel idarelerine yapılan atıflar bu Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri için ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, Hazineye, valiliklere, büyükşehir belediyelerine ve bağlı kuruluşlarına veya ilçe belediyelerine yapılmış sayılacağı, tüzel kişiliği kaldırılan il özel idarelerine 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve diğer mevzuatla verilmiş olan yetki, görev ve sorumluluklar ilgisine göre bu kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılacağı ve yerine getirileceği, söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurum ve kuruluş olduğu açıkça düzenlemiştir. Bu durumda kaldırılan il özel idareleri hakkındaki davaların ilgilisine göre devredildiği kurum ve kuruluşa yöneltileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıklarda İl Özel İdaresine karşı açılan davalarda öncelikle dava konusunu oluşturan faaliyet ve işlemlerle ilgili konuların hangi kurum ve kuruluşlara devredildiği ve devralanın tüzel kişiliğinin de bulunup bulunmadığı belirlenerek davalı sıfatının kime yöneltileceğinin tespiti gerekir.
Tüzel kişiliği sona eren il özel idarelerinin devir, tasfiye ve paylaştırılma işlemlerini düzenleyen 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulacağı bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabileceği, 4. fıkrasında bu Kanun ile tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idareleri; personelini, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçlarını bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde valiliğe bildireceği, bu idarelerin taşınmazlarının satışı, tahsisi ve kiralanması, iş ve toplu iş sözleşmesinin yapılması, her türlü imar uygulaması (inşaat ruhsatı hariç), iş makineleri ve diğer taşıtların satışı ile borçlanmaları İçişleri Bakanlığının onayına bağlı olduğu, 5. fıkrasında ise tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idarelerinin her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, valiliklere, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına, büyükşehir belediyesine ve bağlı kuruluşuna veya ilçe belediyesine devredilmesine karar verileceği, devir işlemi, yapılacak ilk mahalli idareler genel seçimi tarihinde uygulamaya konulacağı Maliye Hazinesine devredilen taşınmazlar Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kullanmakta olan kurumlara tahsis edilmiş sayılacağı Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan Maliye Bakanlığınca, bu Kanunun 1. maddesiyle tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idarelerine, belediyelere ve köy tüzel kişiliklerine tahsis edilmiş olanlar, kuruluş kanunlarıyla kendilerine verilen kamusal nitelikteki görevleri yerine getirmeleri amacıyla ve komisyon kararıyla, ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşlarına, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına, büyükşehir belediyelerine, büyükşehir belediyelerinin bağlı kuruluşlarına ve ilçe belediyelerine tahsis edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler kapsamında devir öncesi doğan ve bir kurum ve kuruluşa devredilemeyen işçilik alacaklarının tahsili için açılan davalarda taraf sıfatının kime ait olduğu konusunda anılan Kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Dava konusu olayda davacı işçi devirden önce emekli olup iş ilişkisini sona erdirdiğinden, talep ettiği işçilik alacaklarından kimin sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekecektir. Öncelikle devir, tasfiye ve paylaştırma komisyon kararının getirtilerek tüzel kişiliği kaldırılan il özel idaresinin devir öncesi borçlarının hangi kuruma devredildiğinin belirlendiği durumda davalı taraf sıfatının borcu devralan bu kurum veya kuruluş olduğu, borçların devri konusunda alınmış bir karar yok ise anılan il özel idaresinin aktiflerini ve alacaklarını devralanın borçlardan da sorumlu tutulması gerekeceği, tüm bu araştırmalarla borçtan sorumlu tutulacak davada taraf ehliyetine sahip bir kurum veya kuruluş tespit edilemediği hallerde borcun mahalli idare birimi olan il özel idaresindeki çalışmalardan doğan bir borç olması dikkate alındığında davanın İçişleri Bakanlığına yöneltilerek sonuçlandırılması gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 06.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.