YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16565
KARAR NO : 2017/24757
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile davacıya ödenmediğini iddia ettiği fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin devamsızlık yapması ve işi terk etmesi sonucu sona erdiğini, davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, hafta tatillerini ve yıllık izinlerini kullandığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen 08/05/2015 tarih 2015/493 Esas 2015/399 Karar sayılı kararının Dairemizin 28/12/2015 tarih 2015/29809 Esas 2015/36006 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup bozma sonrası esasa girilerek yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasamızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Somut olayda; 27/09/2016 tarihli duruşmada, oturum arasında bilirkişinin raporunu ibraz ettiği; ancak, duruşma gününün yakın olması sebebi ile bilirkişi raporunun taraflara tebliğe gönderilemediği belirtilerek taraf vekillerine bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununun 281. maddesi gereğince iki haftalık kesin süre verildiği, bir sonraki duruşmanın 01/12/2016 tarihine bırakıldığı görülmektedir. Davalı vekilinin 01/12/2016 tarihli oturum için mesleki mazeretlerini bildirdiği, mahkemece soyut bulunduğu gerekçesiyle söz konusu mazeret talebinin reddedilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğe çıkartılmadığı halde taraf vekillerine bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmesi hatalıdır. Davacı vekilince rapora itiraz dilekçesi ibraz edilmiş ise de, davalı vekilince rapora itirazlar sunulamamıştır.
Mahkemece, davalı tarafa bilirkişi raporu tebliğ edilerek, rapora karşı beyanda bulunması için süre verilmesi, sunulan beyanlar değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekiline bilirkişi raporu tebliğ edilmeden davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine 13/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.