YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16762
KARAR NO : 2017/9333
KARAR TARİHİ : 24.04.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalıların Erzurum’daki işyerinde inşaat işçisi olarak günlük 120,00 TL ücretle çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde ücretlerinin ödenmediğini belirterek fazla mesai, hafta tatili ve ücret alacaklarının hüküm altına alınnmasını talep etmiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Davalı … vekili, ihale makamı olduklarını ve alacaklardan sorumlu tutulamayacaklarını belirterek davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerye kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında ihale makamı olan davalı TOKİ’nin ücret alacağından sorumluluğu noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesinde, “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar, asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hak edişlerinden öderler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre ihale makamı, işçi ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol etmek durumundadır. Yapılacak olan kontrol ya da işçinin başvurusu üzerine ödenmeyen ücretlerin bulunduğunun tespit edilmesi halinde, belli şartlarla ihale makamının sorumluluğu sözkonusu olur. İhale makamının yapmış olduğu ilan üzerine işçilerin başvuruda bulunmamış olmaları, kamu kurumunun anılan madde kapsamındaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmeyeceği öngörülmüştür. Maddede sözü edilen ücret her hakediş dönemi için “son üç aylık temel ücret” olarak değerlendirilmelidir. Yine ihale makamının ihbar ve kıdem tazminatı ile kullandırılmayan izinler sebebiyle herhangi bir sorumluluğu sözkonusu değildir.
İhale makamı olan kamu kurumunun, her hakediş dönemine ilişkin son üç aylık ücretten sorumluluğu, kanundan doğan bir sorumluluktur. İşverenle ihale makamının birlikte dava edilmesi durumunda, müştereken müteselsilen sorumluluğa dair karar verilmelidir. İhale makamının tek başına dava edildiği durumlarda, işçinin mükerrer yararlanmasını önlemek için işverence sözü edilen ücretlerin ödenip ödenmediği araştırılmalıdır.
Dosya içeriğine göre, davalı idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve hakediş dönemleri açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu durumda, davalı idare ile yapılan tüm sözleşme ve ekleri ilgili şirketten celbedilmeli, yüklenici firma tarafından işçilerin ücret bordrolarının düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, ücret bordroları düzenlenmiş ise ihale makamı olan davalı idareye verilip verilmediği, verilmiş ise ücret bordrolarının ihale makamı tarafından hak edişlerin ödenmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ve talep konusu alacağın hangi hakediş dönemine rastladığı idare tarafından dayanılan belgelerle karşılaştırılarak tespit edilmeli, ihale makamı olan davalı idarenin 4857 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca davacının ücret alacağından sorumlu tutulmasını gerektirecek koşulların oluşup oluşmadığı ve oluşmuşsa miktarı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek sonuca gidilmelidir. Tüm bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki diğer sorun davacının çalışma süresi konusundadır.
Davacı, talep konusu dönemde davalı … Şirketi Ltd. Şti. üzerinden sigortalı gösterildiğini, ancak birkısım çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediğini savunmuştur. Seri halde incelenen dava dosyalarında, davacıların sigorta bildirimlerinin davalı şirket ve aynı sigorta sicil numarasına sahip dava dışı birkısım şirketlerden yapıldığı ayrıca eksik gün bildiriminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözkonusu şirketler nezdindeki çalışmaların kesintisiz devam ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak bu konuda yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.Bu durumda, anılan şirketlere ilişkin ticaret sicil kayıtları getirtilmeli, tanıklar herbir dosya bakımından ayrı ayrı dinlenip sorularak davacının, talep konusu dönem içerisinde, davalı işyerinde kesintisiz çalışıp çalışmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4-Davacı ve davalı arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Dosya içeriğine göre, davacı günlük 120,00 TL ve aylık 3.600,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar odasından yapılan emsal ücret araştırmasında kalıpçı olarak çalışan işçinin 2013 yılında günlük 120,00 TL ücret alabileceği bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal ücret araştırması esas alınarak davacının iddia ettiği ücretle çalıştığı kabul edilmiş ve bu doğrultuda hesaplama yapılmıştır. Ancak dosya içeriğine göre, davacının yaptığı iş somut olarak ortaya koyulmamıştır.
Bu sebeple öncelikle seri halde incelenen dava dosyalarında her bir davacının yaptığı iş gerekirse davacı ve tanıklardan sorularak ayrı ayrı belirlenmelidir. Ardından işyerinde çalıştığı tarihler, fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği yeniden sorulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.