YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/19381
KARAR NO : 2019/1388
KARAR TARİHİ : 21.01.2019
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesi haklı nedenle fesh ettiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, yıllık izin,ücret, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Cevaplarının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
1-Taraflar arasında, davacı işçinin fazla mesai yapıp yapmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (on bir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Somut olayda, davacının 2013 ve 2014 yıllarında fazla çalışmaya muvafakat ederek yapılacak fazla mesailerin almakta olduğu aylık ücrete dahil olduğu ancak 2012 yılına dair fazla çalışmaya muvafakatinin bulunmadığı gerekçesi ile 2013 ve 2014 yılları için davacının fiili çalışma süresine ve 2014 yılı işe giriş çizelgesine ve tanık beyanlarına göre, 270 saati aşan çalışmalar için hesaplama yapılmış, davacının muvafakatinin bulunmadığı 2012 yılının, 30.04.2012- 30.06.2012 dönemi için 116 saat, 01.07.2012- 31.12.2012 dönemi için ise 270 saat fazla mesai hesabı yapan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Ancak bilirkişi raporunda sadece 2014 yılında haftalık bazda hesaplama yapılmış, 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin haftalık bazda yapılan fazla çalışma hesabı raporda yer almamıştır. Bu nedenle 2012 ve 2013 yılına ilişkin fazla çalışma hesabının hangi dönemlerde, ne kadar süre ile yapıldığı denetlenememiştir. Ayrıca, 2014 yılı fazla çalışma hesabının sunulduğu bilirkişi raporunda, davacının 17:00- 08:00 saatleri arasındaki çalışmasından 1 saat ara dinlenme mahsup edilmiştir. Ancak onbir saatten fazla süren çalışmalardan 1 saat değil, 1,5 saat ara dinlenme süresinin mahsubu gerekmektedir. Mahkemece yapılacak iş, davacının çalışma süresi döneminde haftalık bazda ne kadar fazla çalışmasının bulunduğunu, bu çalışmasının gece çalışması mı yoksa gündüz çalışması mı olduğunu, çalışma süresinden ne kadar ara dinlenmenin mahsup edildiğini tespite yarar, denetime elverişli bilirkişi raporu almak ve sonucuna göre hüküm kurmaktır. Belirtilen yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.