YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/20598
KARAR NO : 2017/22069
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davalı vekili, müvekkiline davalı tarafından ödenmesi gereken kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmediğini belirterek anılan alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, üçlü vardiya sisteminde çalışıldığını, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili çalışması yapılmadığını, yapıldığında ise karşılığının ödendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışıp çalışmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacakların ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığı, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
Dosya içeriğine göre, fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacakları, davacı ile birlikte çalıştıkları dönem bakımından davacı tanıklarının beyanlarına göre, bunun dışında kalan dönemde ise davalı tanıklarının beyanları esas alınarak hesaplanmıştır. Ancak davacı tanıklarının işverene karşı açtıkları davalarının bulunduğunu anlaşılmaktadır. Menfaat birlikteliği olan bu tanıkların beyanlarının tek başına hesaplamaya esas alınması mümkün değildir. Bu sebeple anılan alacak kalemleri, hesaplamaya konu tüm çalışma dönemi bakımından davalı tanıklarının beyanlarına göre hesaplanmalıdır.Davacının iki ayda bir hafta tatilinde ve haftada bir değişen 08:00-17:00 ve 11:00-20:00 vardiyalarında çalıştığı kabul edilmelidir. Haftada altı gün ve günde bir saat ara dinlenme ile çalışarak haftada üç saat, hafta tatili çalışması yaptığı haftalarda ise 3,5 saat fazla mesai yaptığı benimsenerek yapılacak hesaplama doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Bu kapsamda genel tatil ücreti alacağı yönünden, mahkemenin dini bayramların ilk günü hariç çalışıldığı yönündeki kabulünde, davalı tanığı Tahsin Şenkaya’nın dairemizden onanarak geçen emsal nitelikteki 2017/28446 esas sayılı dosyada, tanık olarak verdiği beyanı, dosya kapsamındaki delillerle birlikte değerlendirildiğinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak davalı vekili, UYAP sistemi üzerinden gönderdiği cevap dilekçesi ekinde imzasız ücret bordrolarını sunmuştur. Bu bordrolarda anılan alacak kalemleri yönünden yapıldığı belirtilen ödemelerin banka ödeme kayıtları ile karşılaştırılarak alacakların miktarı konusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kabule göre de, gerekçeli kararın genel tatil ücretine ilişkin açıklama kısmında anılan alacak kaleminden %30 oranında taktiri indirim yapılması gerektiği açıklandıktan sonra, gerekçenin diğer bölümünde ve hükümde hesaplanan genel tatil ücretine %25 taktiri indirim uygulandığı belirtilerek gerekçe ile hüküm fıkrası ve gerekçenin kendi içerisinde çelişki yaratılması hatalıdır.
4-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Dosya içeriğine göre, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının çalıştığı süre boyunca hiç izin kullanmadığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak UYAP sistemi üzerinden gönderilen cevap dilekçesi ve temyiz dilekçesi ekinde imzalı izin formları ile bakiye izin alacağına ilişkin olduğu belirtilen banka ödeme dekontu sunulmuştur. Bu belgeler değerlendirilerek yıllık izin ücreti alacağı hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.