Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/29534 E. 2020/5330 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/29534
KARAR NO : 2020/5330
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının, güvenlik görevlisi olduğunu, davalı işverene ait işyerinde 29.08.2012-20.05.2015 tarihleri arasında çalıştığını, evlilik nedeniyle iş akdini haklı olarak feshettiğini ancak hak ettiği kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T.C. Başbakanlık … vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili idarenin işçisi olmadığı için davalıya husumet yöneltilemeyeceğini beyanla, husumet, hukuki yarar ve esas yönlerden davanın reddine karar verilmesini gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 5902 sayılı Afet Ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 18/4. maddesi, davacıya verilen kesin süre içerisinde (ve hüküm tarihine kadar) husumetin yöneltildiği temsilcideki hatanın giderilmediği ve dahili dava yolu ile hasım değişikliği veya teşmili yapılamayacağı gerekçesiyle davanın, husumet (pasif dava ehliyeti) yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.” Keza Alt İşverenlik Yönetmeliği de benzer bir tanım getirmiştir.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
Dosya kapsamına göre davacının davalı Başbakanlık …’na bağlı işyerinde “Güvenlik Hizmet Alımı” için akdolunan “Hizmet Alım Sözleşmeleri” kapsamında çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı iş akdini evlilik sebebine dayalı olarak feshettiğini, kıdem tazminatı alacağının ödenmemesi üzerine dava açtığını iddia etmiştir. Kıdem tazminatı alacağı olduğu iddiası ile ikame edilen dava doğru olarak açılmıştır. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek, tüm delillerin toplanması, ilgili hizmet alım sözleşmeleri celb edilerek davalı kurum ile davacının davaya dahilini talep ettiği şirketler arasında az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde 4857 sayılı İş Kanunun 2. maddesi gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığının; davacının ifa ettiği işin niteliği de gözetildiğinde davalı kurumun asıl işveren konumunda olup olmadığının ve bu bağlamda uyuşmazlık konusu kıdem tazminatı alacağından sorumluluğunun kapsam ve niteliğinin yöntemince araştırılması ve oluşulacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.