Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/33876 E. 2017/21191 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/33876
KARAR NO : 2017/21191
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davacı vekilince duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; davacının … Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Aile Yaşam Merkezi kurslarında usta öğretici olarak çalıştığını, iş akdini haklı nedenle sona erdirdiğini, kıdem tazminatı, eksik ödenen ücret, ilave tediye, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı savunmasının özeti:
Davalı vekili: davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarına itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 26.02.2013 tarihli kararı Dairemizin 28.10.2014 tarihli, 2014/20583 esas, 2014/29334 karar numaralı bozma ilamı ile; 657 sayılı Kanunu’nun 176. maddesine açıklanan yöntem ile davacının ücretinin belirlenmesi ve buna göre dava konusu alacakların hesaplanması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulması konusunda bir karar verilmeden ve herhangi bir ara karar kurulmadan alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Dairemizce; bozma ilamına eylemli olarak uyulduğundan incelemenin Dairemizce yapılması gerektiği görüşü ile dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; 29.03.2017 tarihli, 2015/22-2306 esas, 2017/561 karar sayılı kararı ile; mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde direnme kararının varlığından söz edilemeyeceği, kararın direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde olduğu gerekçeleri ile dosyanın temyiz incelemesi için dairemize gönderilmesine karar vermiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık, bozmadan sonra mahkemece usul kurallarına uygun işlem yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
…’nın 36. maddesinde ve … İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde belirtilen hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.
6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 1. maddesine göre; Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Söz konusu maddenin 2. fıkrasına göre ;
Bu hak;
a)Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b)Açıklama ve ispat hakkını,
c)Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.
Dosya içeriğinden; Dairemizin 28.10.2014 tarihli, 2014/20583 esas, 2014/29334 karar sayılı bozma ilamı taraflara tebliğ edildiği, bozmaya uyulup uyulmayacağına karar verilmeden ve taraflara bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan herhangi bir ara karara da dayanılmaksızın hesap için dosyanın bilirkişiye verildiği anlaşılmaktadır. Taraflara bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulmaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 27. maddesinde yer alan tarafın dinlenilme hakkını kısıtlayıcı niteliktedir. Ayrıca tarafların bozma konusunda beyanları alındıktan sonra bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda bir karar verildikten sonra tahkikata yönelik bilirkişiden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde işlem yapılarak karar verilmesi hatalı olup hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; her ne kadar Dairemizin 28.10.2014 tarihli, 2014/20583 esas, 2014/29334 karar sayılı bozma ilamında 657 sayılı Kanunu’nun 176. maddesine açıklanan yöntem ile davacının ücretinin belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş ise de Dairemizce, usta öğreticiler bakımından uygulanan kriterlere göre; öncelikle davacının bir ayda çalıştığı toplam ders saati süresi, o ayda fiilen çalıştığı toplam gün sayısına bölünerek, günlük ortalama çalışma saat süresi bulunmalıdır. Bulunan günlük ortalama çalışma saat süresinin, ders saati ücreti ile çarpılması neticesinde ulaşılan miktar nazara alınarak, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri hesaplanmalıdır. Bu hesaplama, her ay için ayrı ayrı yapılmalıdır. Örnek vererek açıklamak gerekirse; ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan bir usta öğreticinin, o ay için aylık fiilen çalıştığı gün sayısının yirmi gün olduğu ve ders saati ücretinin ise 10,00 TL olduğu kabul edilirse; bu ayda çalışılan toplam ders saatinin (140 saat), fiilen çalıştığı toplam gün sayısına (20 gün) bölünmesi neticesinde, günlük ortalama çalışma saat süresinin yedi saat olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Söz konusu günlük ortalama çalışma saat süresinin (7 saat), ders saati ücreti (10,00 TL) ile çarpımı neticesinde ulaşılan, 70,00 TL miktarı, çalışma karşılığı olmayan bir günlük hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatili ücretidir.
Dava konusu yargılama ile benzer nitelikteki dosyalar içeriğinden, davacının çalıştığı statüde, bazı dönemler haftada fiilen beş gün çalışılırken bazı haftalarda altı gün çalıştığı anlaşılmaktadır. Beş gün çalışılan haftalar bakımından, cumartesi günü akdi tatil olmamasına göre ücretin tam aylık ücret olarak belirlenip hesaplama yapılarak işçi açısından çalışılmayan gün olan cumartesi günü için de dolaylı olarak ücret hesabı yapılması isabetsiz olacaktır. Buna göre, bu dönemler bakımından toplam kıdem süresinin tespiti esnasında, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, haftalık fiilen çalışılan beş güne bir gün hafta tatili eklenmeli ve o hafta için toplam altı gün kıdem süresi esas alınmalı, aksi yöntemle aylık otuz gün üzerinden kıdem süresi tespiti hatalı olacaktır.
Aylık ücret miktarının belirlenmesine gelince; usta öğreticiye ilgili ay için, o ayda fiilen çalıştığı ders saati ile ders saat ücretinin çarpımı neticesinde bulunacak tutara, o ayda çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günleri için hesaplanan ücret tutarı eklenmeli ve ulaşılan sonuç aylık ücret miktarı olarak esas alınmalıdır. Örneğin, ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan ve ders saati ücreti 10,00 TL olan bir usta öğreticinin, fiili çalışması karşılığı hak kazandığı tutar, 140 x 10,00 TL=1.400,00 TL’dir. Yukarıdaki paragraftaki hesaplamaya göre, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili gününün ücretinin 70,00 TL olduğu ve ilgili ay için çalışma karşılığı olmadan toplam dört günlük hafta tatili ücretinin bulunduğu kabul edilirse, bu ay için ödenmesi gerekecek toplam çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günü ücreti 70,00 TL x 4 = 280,00 TL olacaktır. 1.400,00 TL ile 280,00 TL’nin toplamı neticesinde ulaşılan 1.680,00 TL miktarı, aylık ücret miktarı olarak tespit edilmelidir.
İşçilik alacaklarının hesaplanmasında esas alınması gereken çalışma süresinin nasıl belirlenmesi gerektiği meselesine gelince; fiilen çalışılan gün sayısı ile çalışma karşılığı olmadan ücrete hak kazanılan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı toplanmalı ve ulaşılan süre, toplam çalışma süresi olarak esas alınmalıdır.
Davacının işçilik alacaklarının bu esaslara göre belirlenip hesaplanması gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.