Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/33878 E. 2017/13239 K. 05.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/33878
KARAR NO : 2017/13239
KARAR TARİHİ : 05.06.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Davacı, hakları ödenmediğinden iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, izin, ücret, sefer primi ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatını hak kazanamadığını, diğer isteklerinin ise yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece ücret ve sefer primi atiye terk edildiğinden bu konu da karar verilmesine yer olmadığında, diğer isteklerin ise bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce taraflar arasında imzalanan 15.08.2008 tarihli İş Sözleşmesinin 3. maddesinde fazla çalışma, resmi ile dini bayram ve hafta sonu çalışmalarının ücrete dahil olduğu, ücretin ise gidilecek ülkeye göre 400-700 Euro olduğu belirtildiği, davacının iş sözleşmesini hakları ödenmediğinden feshettiğini ileri sürdüğü, ancak yargılama devam ederken ücret ve sefer primine ilişkin taleplerini atiye bıraktığını da belirttiği, bu durumda geriye sadece ulusal bayram ve genel tatil ücretine hakkı kalmış olup bu alacak isteği konusunun da sözleşme hükmüne göre ücrete dahil olduğundan ve belirlenen ücret miktarına göre sözleşme hükmünün geçerli olmasına göre işçinin haklı bir fesih sebebi de kalmadığından ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, işçilerin ulusal bayram ve genel tatil günü çalışmalarının ve bugünlere ait ücretlerinin ne şekilde ödeneceğinin 4857 sayılı İş Kanununda düzenlendiği, “toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine” hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara aykırı hükümler konulamayacağı, iş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin dahi aylık ücrete dahil olduğu yönündeki hükümlere yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince sınırlı olarak değer verildiği, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 3. maddesinde davacının ücretine fazla çalışma, resmi ve dini bayramlar ile hafta sonu çalışmalarının dahil olduğuna dair hüküm konulmuş ise de davacının her ay değişken ücret ile çalıştığı, alınan ücretin ne kadarının fazla çalışma, hafta tatili ücreti yahut genel tatil ücreti olduğunun dahi belli olmadığı, İş Kanunu kapsamında işçilerin ulusal bayram, genel tatil günleri ücretlerinden yoksun kalmamaları ya da toplumsal ve örfi görevlerini yerine getirebilmeleri, eğlenmeleri için yapılan düzenlemeleri ortadan kaldırıcı, soyut, yasanın emredici hükümlerine ve Anayasaya aykırı çalışan aleyhine sözleşmeye konulan hükmün geçerli olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 05.04.2017 tarihli 2014/22-2126 esas ve 2017/371 karar sayılı kararında somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin davalı işyerinde uluslararası tır şoförü olarak çalıştığı, taraflar arasında imzalanan 15.08.2008 tarihli İş Sözleşmesinin 3. maddesinde aylık ücretin gidilecek ülkeye göre 400-700 Euro arasında olacağının belirlendiği, ayrıca aynı maddenin “…ücret şoförün yaptığı sefer sayısı ve niteliğine göre belirlenip ödenecek olup bunun dışında fazla çalışma, resmi-dini bayramlar ve hafta sonu çalışma adı altında herhangi bir ücret ödenmeyecektir.” hükmünü içerdiği, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin asıl ücrete dahil olduğunun sözleşme ile kararlaştırılabileceğine ilişkin ne Kanunda ne de sair mevzuatta bir hüküm bulunmadığı, yine yerleşik Yargıtay uygulamasında bu tür sözleşme hükümlerine sadece fazla çalışma ücreti yönünden sınırlı olarak değer verilmiş ise de, benzer bir uygulamanın ulusal bayram ve genel tatil ücreti açısından bulunmadığı, nitekim işçilerin bayram tatili, dinlenme hakkı kapsamında Anayasal güvence altına alındığı, çalışanların bayram tatillerine ilişkin haklarının ise Kanunla düzenlenebileceği, çalışanların işe girerken düzenlenen iş sözleşmesine konulan bu tür hükümlere itiraz edemeyeceği ve sözleşmede belirlenen asıl ücretlerin ise çoğunlukla mutad şekilde belirlendiği, dolayısıyla işçilerin bedenen ve ruhen dinlenmeleri, aile bireyleri ile birlikte toplumsal ve dini vecibelerini yerine getirmeleri maksadıyla Anayasa ile özel olarak güvence altına alınan ve İş Kanunu kapsamında belirlenen ücretlerinden yoksun kalmalarına neden olabilecek, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmayan, kötüye kullanılabilmesi her zaman mümkün bu türden sözleşme hükümlerine değer verilmesinin düşünülemeyeceği, bu nedenle ulusal bayram ve genel tatil ücretinin aylık ücretin içinde belirlendiği sözleşme hükmünün geçersiz olduğu yönündeki yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan davacı işçinin ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini bildirdiği, işçi ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesinin 4857 sayılı İş Kanunun 24/II-e maddesi uyarınca işçiye iş sözleşmesini haklı sebeple feshetme imkanı verdiği, burada, ödenmeyen ücretin az ya da çok olmasının arasında bir fark bulunmadığı gibi İş Kanunu’nun 24. maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücretin, geniş anlamda ücret olarak değerlendirildiği, bu kapsamda ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunduğu, dosya kapsamında yer alan yurt dışı giriş çıkış kayıtlarından davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı, ne var ki bu çalışmalarının karşılığının ise davalı işveren tarafından ödenmediği, dolayısıyla yerel mahkemece bayram ve genel tatil ücreti ödenmeyen davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatı ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki, bozma nedenine göre Özel Dairece hükmedilen kıdem tazminatı ile ulusal bayram genel tatil alacağına ilişkin hesaplama ve miktar yönünden inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi kararı verilmiştir.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.06.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.