Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/35914 E. 2017/18217 K. 18.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/35914
KARAR NO : 2017/18217
KARAR TARİHİ : 18.09.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işveren nezdinde fırın iş yerinde makina bakım ustası olarak 15/07/2001 tarihi ile 22/04/2014 tarihleri arasında çalıştığını, akşam 22:00, sabah 11:00 arası çalıştığını, ekmek fırını olması nedeni ile haftanın 7 günü çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını … lerde çalıştığını ancak ücretinin ödenmediğini, davacının ücretinin asgari ücretin üstünde olduğunu, ancak bankada düşük yatırıldığını işverenin işçilerde sorun yaşaması üzerine Temmuz 2013 tarihinden sonra bodrolarda fazla mesai tahakkuku yaptığını, ancak bu rakamların gerçek fazla mesaiden düşük olduğunu, davacının iş kanundan kaynaklanan hak ve alacaklarını talep etmesi üzerine davalının çalışma koşullarını zorlaştırdığını, bunun üzerine Kırşehir 1.Noterliğinin 22/04/2014 tarih 003992 sayılı ihtarnamesi ile iş aktinin fesh edildiğini, davacının iş kanunu ve sözleşmeden doğan hak ve alacaklarını talep etmiş, davalının ise davacının arkasında tutanaklar tuttuğunu, toplam 50,00-TL alacağın aktin feshi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı vekili, işçinin mazeretsiz olarak 3 gün işe gelmemesi nedeni ile iş akdinin fesh edildiğini , davanın reddine karar verilmesine istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçi kıdem tazminatı,fazla çalışma,hafta tatili, yıllık izin taleplerinde bulunmuş, mahkemece kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler sınırlama getirmeksizin gösterilmiştir. Bunlardan borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), bu nedenlerden biridir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için, eylem yeteneğine ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan borçlunun veya yetkili kıldığı vekilinin, bu iradeyi alacaklıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Gerçekte de borç ikrarı, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keser; farklı anlatımla zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Bu bağlamda Borçlar Kanunu 139. maddesinden de söz edilmesi zorunludur.
Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya yöneltilen borç ikrarının, zamanaşımı definden zımni (örtülü) feragat anlamına geldiği, öğretideki baskın görüşlerle ve yargı inançlarıyla da doğrulanmaktadır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19/11/1963 T. 5924-6419 sayılı kararı) Dahası, zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya karşı bir borç ikrarında bulunan borçlunun da bu borç ikrarına dayanılarak açılan davada zamanaşımı defini ileri sürmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ve MK. md. 2. ye aykırıdır. Hukuken korunamaz.( HGK. 23.02.2000 gün ve 2000/15-71 E, 2000/116 K)
Borçlar Kanunu’nun 133/2.maddesi hükmü uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Borçlar Kanunu’nun 135. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler (BK. m. 135-136).
Borçlar Kanunu’nun 133/2. maddesi gereğince takas def’i zamanaşımını keser ve 136. maddesi gereğince de dava devam ettiği sürece hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar.
Somut olayda davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde 12/02/2015 tarihinde ilk olarak zamanaşımı defini ileri sürmüş,cevap dilekçesinde bu defiyi dile getirmemiştir. Ardından 04/03/2015 tarihinde davacı alacaklarını arttırmak suretiyle ıslah etmiş ancak ıslah zonrası zmanaşımı definde bulunmamıştır, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde iddiası ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği yönünde olsa da ıslahtan bir gün sonra celse açılmış olup celsede elden dilekçeyi aldığı beyanında bulunmuştur. Bu anlamda süresinde ileri sürülen bir zamanaşımı defi olmadığı gibi davacı yanın muvaffakati de bulunmamaktır. Dairemiz bozma ilamı ile maddi hataya dayalı olarak defin dikkate alınması belirtilmişse de uymaya yönelik karar taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Mahkemece usulüne uygun ve süresinde ileri sürülen zamanaşımı defi bulunmadığından zamanaşımına uğrayan alacağın olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
SONUÇ:Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.