Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/36801 E. 2017/21882 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/36801
KARAR NO : 2017/21882
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 3. İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işverenin küçülme daralma gerekçesiyle 18.11.2015 tarihinde davacının iş akdinin feshedildiğini, davalının işçi almaya devam ettiğini, aynı işe yönelik başka şirketlerle anlaştığını, bu nedenlerle feshin geçerli bir nedene dayanmadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; fesih bildiriminin 30.09.2015 tarihinde yapıldığını ve davanın süresinde açılmadığını, 01.09.2014 tarihi itibarı ile honda fabrikasında civic araçlara üretim esnasında … montajına başlaması sebebiyle davalı şirketçe … montaj departmanının kapatıldığını, feshin geçerli nedene dayandığını, … montajı işi kalmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece; fesih bildiriminde davacının iş akdinin 18.11.2015 tarihi itibarı ile fesih edileceğinin belirtildiği, fesih bildiriminde 30.09.2015 tarihinin yazılı olduğu, davacıya 01.12.2015 tarihinde ihbar tazminatının ödendiği, fesih bildiriminin davacı tarafından imzalandığı ancak tarih atılmadığı, fesih bildiriminin 18.11.2015 tarihinde yapıldığı, … bölümünün kapatıldığına dair işletmesel kararın ibraz edilmediği, … kayıtlarındaki davalı işverenin işin mahiyetinin Mitsubishi bakım servisi olarak belirtildiği, işyerinde Honda dışındaki araçların montaj ve servis işinin de yapıldığı, feshin son çare olma ilkesine uyulmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu:
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince; fesih bildiriminde iş sözleşmesinin 18.11.2015 tarihi itibariyle fesih edileceğinin yazıldığı, fesih bildiriminin 30.09.2015 tarihli olduğu, davacının da imzasını içerdiği, davacının feshi öğrendiği, davanın yasal 1 aylık süre geçirildikten sonra açıldığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili, fesih bildiriminin 30.09.2015 tarihinde yapıldığını ve davanın süresinde açılmadığını iddia etmiş, davacı 18.11.2015 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini beyan etmiştir. Fesih bildiriminde sözleşmenin 18.11.2015 tarihinde feshedileceği yazılıdır. Fesih bildiriminin düzenlendiği tarih ile feshin gerçekleştirildiği tarih arasındaki süre farkının davacının kıdemine göre belirlenecek ihbar öneline uygun olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacıya fesih bildiriminin 30.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği iddia edilmiş ise de, davalı tarafından davacıya 01.12.2015 tarihinde ihbar tazminatı ödendiği görülmektedir. Davacıya ihbar öneli verildiği belirtilmesine rağmen, ihbar tazminatı ödemesi çelişki oluşturmaktadır. Bu durumda fesih bildiriminin 18.11.2015 tarihinde yapıldığı, davanın süresi içinde açıldığının kabulü gerekir. Feshin geçerliliği konusunda ilk derece mahkemesinin tespitleri dosya kapsamına uygun olup davanın kabulü gerekirken hatalı değerlendirme sonucu reddine karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-… Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda 08.03.2017 tarih ve 2017/312 esas, 2017/323 karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalıya ait işyerindeki İŞİNE İADESİNE,
3-Davacının yasal süresi içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdem fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 27,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 238,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
9-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 16.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.