YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/37853
KARAR NO : 2017/21279
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini, feshin sendikal nedenle yapıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin sendikal sebeple değil, işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle İş Kanunu’nun 18. maddesi gereğince kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle feshedildiğini, işverenin davacının sendika üyesi olduğundan haberdar olmadığını, sendikal sebeple feshe ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin “iş şartlarının gereği icabı” denilmek suretiyle feshedildiği, İş Kanunu’nun 19. maddesine göre fesih sebebinin açık ve kesin olarak bildirilmemesi nedeniyle feshin geçersiz olduğu, feshin bu içeriğinin dahi feshin farklı bir amaca yönelik olduğunu gösterdiği, davacının sendika üyesi diğer arkadaşlarının da iş sözleşmesinin feshedildiği gerekçesiyle davacının işe iadesine, on iki aylık brüt ücreti tutarında sendikal tazminatın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, feshin sendikal nedene dayalı olduğu konusunda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının üye olduğu… Sendikasının yazısına göre, davalı işyerinde 01.11.2011-25.04.2016 tarihleri arasında davacı dahil 13 işçinin sendikaya üye olduğu, bunlardan 8’inin daha sonra sendikadan istifa ettiği, halen sendikalarına kayıtlı 5 adet üyenin bulunduğunun belirtildiği, yanıttan çıkartılan işçilerin bulunmadığının anlaşıldığı, dinlenen iki davacı tanığının da davalı şirkete karşı dava açmış olması karşısında sendikal sebebin ispat edilemediği sonucuna varılarak, davalının istinaf başvurusunun sendikal tazminat yönünden kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, sendikal tazminat talebinin reddine, işe başlatılmama halinde dört aylık ücret tutarında tazminat ile en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakların davalıdan tahsili gerektiğinin tespitine dair hüküm kurulmuştur.
Temyiz:
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
İşverence yapılan feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenmiş olup; 25. maddenin 1. fıkrasında, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı belirtilmiştir. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağı kuralı getirilmiştir.
İşverenin, iş sözleşmesini 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sendikal sebeplerle feshetmesi halinde, işçi 4857 sayılı Kanun’un 18, 20 ve 21. madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanun’un yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiğini iddia etmiştir. Mahkemece davacının üyesi olduğu sendikadan, yukarıda anılan hususların sorulduğu, ancak sendika tarafından gönderilen cevabi yazıya göre sendikal feshe dair bazı hususların yeterince aydınlanmadığı görülmektedir. Bu sebeple Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sendika ve davalı işverenden, işyerinde fesih tarihinden altı ay önce ve altı ay sonraki dönemi kapsayacak şekilde sendikaya üye olan, üyelikten çekilen, üyelikten çekilenlerden çalıştırılan, üye olup iş sözleşmesi feshedilen, sendikadan istifa eden işçi sayısı ve istifa tarihlerinin ve sendika üyesi olup işyerinde çalışması devam eden işçiler olup olmadığının sorularak feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gereklidir. Belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.