Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/38031 E. 2017/18509 K. 19.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38031
KARAR NO : 2017/18509
KARAR TARİHİ : 19.09.2017

MAHKEMESİ : Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 07/07/2010 – 04/08/2016 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde aksesuar kesme operatörü olarak çalıştığını, işverence müvekkiline birtakım kağıtlar imzalatılmak istendiğini, müvekkilinin bu belgeleri imzalamaması üzerine iş sözleşmesinin işverence tazminatsız olarak feshedildiğini, feshin haklı veya geçerli bir sebebe dayanmadığını ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı vekili, davacının 29.07.2016 tarihinde mesai saatleri içerisinde kendisi ile aynı masada çalışan şirket personeline, kestiği tel parçalarından fırlattığını, bu parçaların personelin uygunsuz yerlerine gelmesine neden olduğunu, feshin haklı nedene dayandığını ileri sürerek soruşturma neticesinde iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine karar verildiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve dinlenen tanıkların beyanları uyarınca, davacının aynı işyerinde çalışan bayan personele tel fırlatması, telin bayan personelin vücuduna değmesi, olay sonrasında da bayan personelin ifadesine göre aralarında sözlü tartışmanın gerçekleşmesi karşısında davacının arkadaşına sataştığı bu yönüyle yapılan feshin geçerli sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının kestiği tellerine çalışma arkadaşına atarak telin uygunsuz yerlerine gelmesine sebebiyet verdiği, olay nedeniyle aralarında tartışma yaşandığı, davacının bölümün değiştirildiği ancak davacının bundan dolayı da iş arkadaşını rahatsız ettiği, tanık beyanlarına göre taraflar arasında olay öncesinde husumet bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasına göre, feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir. Aynı durum, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshi halinde de söz konusu olup, işveren ispat yükünü yerine getirirken; geçerli sebeple fesihte, feshin biçimsel koşullarına uyduğunu ve içerik yönünden de feshin haklı veya geçerli bir sebebe dayandığını kanıtlamalıdır.
İşverenin haklı sebeple fesih hakkı, işçinin davranışı sebebiyle sözleşmenin sürdürülmesinin imkansız hale gelmesi halinde doğar. Bununla birlikte, bazı hallerde işçinin davranışı haklı sebep ağırlığında olmamakla birlikte, sözleşmenin devamını makul ve önemli ölçülerde beklenemez hale getirebilir.
İşçinin bu tür davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Davalı işveren, iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 25/2 maddesinin ( c ) ve ( d ) alt bentlerine göre haklı sebeple feshettiğini ileri sürmüştür. İş Kanunu’nun 25/2 maddesinin (c) alt bendine göre işçinin “işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması” ve (d) alt bendine göre “işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması” işverene iş sözleşmesini haklı sebeple fesih hakkı verir. Somut olayda, tel kesim bölümünde çalışan davacının iş sözleşmesi; çalışma arkadaşına tel fırlattığı ve daha sonra da küfür ettiği gerekçesi ile feshedilmiştir. Ne var ki, davacı teli atmadığını, telin kesim anında fırladığını ileri sürmekte olup; dosya içerisinde -davacıyı şikayet eden işçiye ait olduğu ileri sürülen- iki adet şikayet dilekçesi dışında bu iddiayı doğrulayacak herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Dinlenen tanıklar, olayı görmediklerini beyan etmekle birlikte, davacı tanığı …; “davacı hakkında işyerinde yaşanılan yanlış anlaşılmalardan dolayı tutanak tutuldu. Biz tutanaktan bir gün önce tel kesme işinde … ile birlikte çalışıyorduk tellerin de sıfıra yakın kesilmesi gerekiyordu … nin kestiği tel fırlayınca yakında çalışan İlknur’a gitmiş o da davacının kasıtlı yaptığını düşünmüş” şeklinde beyanda bulunmuştur. Gerek davacı gerekse davalı tanıkları, davacının daha önce herhangi bir iş arkadaşına karşı kötü söz sarfetmesi veya kötü davranışı olmadığını; davacı ile dava dışı işçi arasında herhangi bir olay yaşanmadığını, aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını ifade etmişlerdir. Aynı şekilde şikayet dilekçesinde davacının küfür ettiği ileri sürülmüş ise de; bu iddiayı doğrulayan tanık beyanı veya başka herhangi bir delil bulunmamaktadır. Diğer taraftan şikayet dilekçesinde davacının “kestiği tel parçalarından fırlatarak parçanın vücuduna gelmesine sebebiyet verdiği, iş güvenliği kurallarına uygun hareket etmediği” ileri sürülmesine rağmen; bu beyan, gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi tarafından “tel fırlatıp uygunsuz yerlerine gelmesine sebebiyet vermek” şeklinde nitelenmiş, böylece davacıya isnat edilen davranış farklı bir biçimde ortaya konulmuştur.
Davacının işyerinde altı yıllık kıdemi bulunmakta olup; dosya içerisinde dava dışı işçiye ait olduğu ileri sürülen iki adet dilekçe dışında, davacının söz konusu teli çalışma arkadaşına kasten fırlattığı veya ona küfür ettiğine dair somut herhangi bir delil bulunmaması, buna karşılık davacının her aşamada telin yanlışlıkla fırladığını ileri sürmesi, davacı tanığının olayın yanlış anlaşılmadan kaynaklandığına yönelik beyanı, davalı tanıklarının görgüye dayalı bilgileri olmamakla birlikte, davacının daha önce herhangi bir olumsuz davranışına veya küfürüne şahit olmadıklarına dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının çalışma arkadaşına kasten tel fırlattığı ve bu olaydan sonra da küfür etmek suretiyle sataştığı iddiaları konusunda her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığından feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-)Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 5 (beş) aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen, 319,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/09/2017 gününde oybirliği ile kesin olaraak karar verildi.