YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38550
KARAR NO : 2017/18528
KARAR TARİHİ : 20.09.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini emeklilik nedeni ile feshettiğini belirterek kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı bakanlık, davanın husumet ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı …’nın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık , davacının davalı bakanlık bünyesinde çalıştığı süre, işyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk konusundadır.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Kanun’un 3. fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Dosya içeriğine göre, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 01/01/2005-31/12/2012 tarihleri arasındaki çalışmasından, …Ltd Şti’nin sorumlu olduğu belirtilerek hesaplama yapılmıştır.Davalı Bakanlık ve devralan son alt işveren …Ltd Şti ise 01/01/2005-06/03/2013 tarihleri için hesaplanan tüm kıdem tazminatından sorumlu tutulmuştur.
… Kayıtlarına göre davacı 01/01/2005’te … Ltd Şti bünyesinde sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır. 31/12/2006 da işten ayrılışı ve 06/04/2007 de aynı şirket üzerinden işe girişi yapılmıştır. 31/12/2012 tarihine kadar ihbar olunan şirketler bünyesinden sigortalı çalışmaları gösterilmiştir. Davalı Bakanlık savunmalarında davacının 06/04/2007 tarihinden itibaren Bakanlık bünyesinde çalışmaya başladığını belirtmiştir. Dosya içediğinde 06/04/2007 tarihi öncesine ait davalı Bakanlık ve … Ltd Şti arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi bulunmamaktadır. Dinlenen davacı tanıkları da anılan dönem yönünden davacının Bakanlığa bağlı hastane bünyesinde çalıştığı konusunda açıklayıcı beyanda bulunmamışlardır.
Bu durumda, öncelikle davacının 01/01/2005-31/12/2006 tarihleri arasında … Ltd Şti bünyesinde sigortalı gösterilen çalışmalarının davalı … ile yapılan hizmet alımı kapsamında olup olmadığı ve davacının anılan dönemde Bakanlık işyerinde çalışıp çalışmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Davalı Bakanlığın sorumlu tutulacağı kıdem tazminatı buna göre yeniden değerlendirilmelidir.
Ayrıca, davacının 31/12/2012 tarihine kadar yalnız … Ltd Şti bünyesinde çalıştığı kabul edilerek devreden işveren olarak sorumluluğu belirlenmişse de, … kayıtlarında anılan dönemde ihbar olunan şirketlerden sigortalı çalışmaları görülmektedir. Bu durumda, davacının kararı temyiz etmemiş olması da gözetilerek temyiz eden Bakanlığın rücu ilişkisi bakımından, devreden altişverenlerin kendi dönemi ve davacının devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumlulukları yeniden belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan müstesna olacağı belirtilmiştir.
Kabule göre de, davalı Bakanlık harçtan muaf olmasına rağmen, yargılama giderleri içerisinde davalılara yükletilen harçtan sorumlu tutulmuş olması hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, 20/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.