YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38625
KARAR NO : 2017/20492
KARAR TARİHİ : 04.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, yapılan fesih işleminin de geçersiz olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğini ve müvekkilinin asıl işveren olan davalı Belediyedeki işine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Ltd. Şti. vekili, davacının muvazaa iddiasıyla diğer davalı Belediyeye iadesini talep ettiğinden şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, gerçekleştirilen hizmet ihalesi ile davalı Belediyenin park, bahçe ve yeşil alanlarının bakım işlerinin yaptırılması işleri için hizmet alımı adlı işe istinaden akdetmiş olduğu sözleşme gereği davacı işçinin sigorta girişinin gerçekleştirildiğini, davacı ile yapılan belirli süreli iş sözleşmesi gereği 31.12.2014 tarihinde davacı işçinin iş sözleşmesi işin sona ermesi sebebiyle kendiliğinden sona erdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili ise, husumetin idareye yöneltilemeyeceğini ve davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davalılar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde yapılan işin niteliği göz önüne alındığında davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu ve yapılan fesih işleminin de geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirketteki işine iadesine karar verilmiştir.
Kararın davacı, davalı … ve davalı şirket vekilince temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 27.10.2015 tarih, 2015/36340 esas, 2015/20794 karar sayılı ilamı ile; yapılan fesih bildirimi gerekçesiz olduğundan geçerli nedene dayanmadığı açık olup davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarına reddine, davacının yaptığı işin ihale teknik ve idari şartnameler kapsamında ve İş Kanunu 2. maddesinde belirtilen davalı şirkete verilebilecek işler kapsamında olup olmadığının araştırılıp sonucuna göre muvazaa bulunup bulunmadığının tespiti yapılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının başlangıçtan beri davalı belediyenin işçisi oldugunun tespiti ile davalı belediyenin asıl işçisi olarak işine iadesine, davacının işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken 4 aylık ücreti tutarında tazminatın ve en çok 4 aya kadar kadar ücret ve diğer haklarının davalı belediyeden tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl işveren-alt işveren arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmış; aynı maddenin yedinci fıkrasında “asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kuralına yer verilmiştir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi halinde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme” unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Bundan başka asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanması veya daha önce asıl işveren tarafından o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulması gibi muvazaa kriterlerinin bulunmaması icap eder. Aksi halde alt işveren işçisi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecektir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.
Diğer yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesi “Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir.” hükmüne göre belediyenin görevine giren konularda alt işverene işvermesi mümkündür.
Somut olayda; davacı 12.06.2009-31.12.2014 tarihleri arasında … ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan davalı … Araştırma Yönetim Danışmanlık İnsan Kaynakları Temizlik Gıda İnşaat Turizm Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde şoför olarak çalışmıştır. Davalı … ile diğer davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan işin niteliği göz önüne alındığında, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun şekilde kurulduğu, muvazaaya dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ve Mahkeme gerekçesinde emsal olarak belirtilen İzmir 6. İş Mahkemesi’nin 2014/368 esas sayılı dosyasında muvazaanın tespiti ile davacı gibi çalışan işçinin davalı belediyedeki işe iadesine karar verildiği belirtmiş ise de, ilgili dosyada bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada, davalılar arasındaki ilişkinin hizmet alımından kaynaklı asıl işveren – alt işveren olduğu, muvazaa iddiasının davacı tarafça kanıtlanamadığından davacının davalı şirketteki işe iadesine karar verilmiş olup, taraf vekillerinin temyizi üzerine karar Dairemiz incelemesinden geçerek onanmıştır. (Dairemiz 2017/8225 E., 2017/5658 K. sayılı kararı)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı … ile davalı alt işveren şirket arasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olarak kurulduğu ve muvazaaya dayanmadığı, davacının iş sözleşmesinin alt işverence geçerli veya haklı bir sebep bulunmadan feshedildiği anlaşıldığından, feshin geçersizliğiyle davacı işçinin alt işveren işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirlenmesine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde kabulle sonuca gidilmesi hatalı görülmüştür.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının, davalı … Araştırma Yönetim Danışmanlık İnsan Kaynakları Temizlik Gıda İnşaat Turizm Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait işyerindeki İŞİNE İADESİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 0,00 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 245,40 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 04.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.