YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38755
KARAR NO : 2017/18517
KARAR TARİHİ : 19.09.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıların …’daki şantiyesinde kamyon şoförü olarak kesintisiz çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiğini iddia ederek asıl davada ihbar tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsilini; birleşen davada ise … 17. İcra Müdürlüğünün 2014/5450 E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Tic. Ltd. Şti. şirketi vekili, müvekkili şirketin …’da bulunan şantiyesinde görev yapan davacının tüm ücretlerinin ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, diğer davalı şirket ile müvekkili şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin …’da şantiyesi olmadığını, davacı ile şirket arasında herhangi bir ilişki bulunmaması sebebiyle davacının alacaklarından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne, davalı …yönünden açılan davanın reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının ücret alacağı bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.
Somut olayda davacı ödenmeyen ücret alacağı bulunduğunu ileri sürmüş, işveren ise dosyaya birtakım ödeme makbuzları sunarak davacının tüm ücretlerinin ödendiği yönünde savunma yapmıştır.
Mahkemece bozma öncesinde verilen karar ile, davacıya 27.01.2014 tarihinde banka aracılığıyla 8.316 TL ücret alacağının ödendiği, ayrıca 04.03.2014 tarihinde de 4.141 USD tutarında ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mahsubu sonucunda davacının fazla çalışma, hafta tatili, ve ihbar tazminatı alacaklarının da karşılandığı anlaşıldığından, asıl dava ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu kararın, Dairemizin 08.06.2016 tarihli ilamı ile, “Fesih tarihinden sonra düzenlenen ve davacının alacaklarından mahsup edilip dolar cinsinden ödeme gösterilen, Arapça ve Türkçe yazılı makbuzlara değer verilmiştir. Davacının böyle bir ödeme olmadığına, davacının söz konusu belgeleri imzalamadığına yönelik itirazları bulunmaktadır. Mahkemece bu belgelerin asılları davalıdan istenerek imza incelemesi yapılması ve sonucuna göre davacının taleplerinden bunların mahsup edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.” gerekçesi ile bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, bozma çerçevesinde davacıya yapılan ödemelere ilişkin olduğu ileri sürülen makbuz asıllarının dosyaya ibraz edilmediği, varsa ödemelerin banka kanalıyla yapıldığının da ispat edilemediği anlaşıldığından davacının asıl davadaki ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücretlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Diğer taraftan, davacının ücret alacağı ile ilgili itirazın iptaline dair birleşen davada ise, davalı tarafça banka kanalıyla yapılan 27.01.2014 tarihli ödemenin ücret alacağı için yapıldığı dikkate alınarak davacının ücret alacağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ne var ki, dosya içinde bulunan 27/01/2014 tarihli 8.313,14 TL bedelli “… borç” açıklamalı banka ödemesi ile, aynı tarihli “… Delgo şantiyesi çalışmam süresi içerisinde 6.815,46 TL alacağım kalmıştır. … Ltd Şti nden 6.185,46 TL alacağım 27.01.2016 tarihi itibariyle” açıklamasını içeren davacı, muhasebe şefi Murat Utkun ile yurtdışı kord. T. … tarafından imzalanmış belge birlikte değerlendirilerek davacının ücret alacağı kalmadığı sonucuna varılması isabetli olmamıştır. Dinlenen davacı tanığı Ali Bucak, işverenin son 4-5 aya ait ücretleri eksik ödediğini, kendisinin de alacaklarının ödenmediğini, davacının ve diğer çalışanların oradaki alacaklarına ilişkin olarak firma yetkilileri tarafından imzalanan belgeler düzenlendiğini ve bu belgelerin çalışanlara verildiğini beyan etmiştir.
Davacı taraf, işveren tarafından imzalanarak kendisine verilen belgenin, aynı gün 8.313,14 TL ödendikten sonra kalan ücret alacağına ilişkin olduğunu ileri sürmekte olup; davalı işveren ise, söz konusu borç belgesinde yazılı miktarın aynı gün yapılan banka havalesi ile ödendiği ve borcun bulunmadığını savunmaktadır. Ne var ki, bir kimsenin aynı gün ödeyeceği bir borç için borç belgesi düzenlemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, borç belgesinde yazan miktardan daha fazla miktarda ödeme yapması da aynı şekilde mantığa aykırıdır. Davalı işveren, aynı gün ödeyeceği borç için neden borç belgesi düzenlediğini açıklayamadığı gibi, borçlu olduğunu ileri sürdüğü miktardan daha fazla miktarda ödeme yapmasının sebebini de ortaya koymamıştır. Nitekim Ah-kut şirketi vekili, cevap dilekçesinde “…davacının 27.01.2014 tarihinde müvekkil firmaya vermiş oldukları dilekçede, 6.815,546 TL alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Muhasebe personeli tarafından imzalanarak teslim alınan evrak, …’de davacıların alacakları rakamlar karşılaştırıldığında, davacıya 04.03.2014 tarihinde 3.144 USD daha ödeme yapılmıştır.” şeklinde beyanda bulunarak, ilgili borç belgesini doğrulamakta, bu belgede yazılı miktarın aynı gün banka havalesi yoluyla ödendiğini ileri sürmemekte, aksine çok sonraki bir tarihte başka bir makbuz karşılığında ödendiğini beyan etmektedir. Kaldı ki, işverence 3.144 USD tutarındaki ödeme makbuzunun aslı dosyaya sunulmamış olup, bu makbuza ilişkin ödeme iddiası da ispat edilememiştir. … halde, gerek banka ödemesi ile borç belgesinin aynı tarihli oluşu ve yazılı miktarlar arasındaki açıklanamayan oransızlık, gerekse işveren vekilinin beyanı dikkate alındığında, dosyada mevcut 6.815,46 TL borç ikrarına dair belgenin, işverence işçiye aynı tarihte 8.313,14 TL ödendikten sonra kalan ücret alacağı olduğu değerlendirilerek davacının ücret alacağı talebinin kabulüne karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme yapılarak yazılı gerekçe ile birleşen davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.