YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38969
KARAR NO : 2017/19191
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıların Sudan’daki şantiyesinde şantiye formeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek asıl davada ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili alacaklarının tahsilini; birleşen davada ise … 17. İcra Müdürlüğünün 2014/5449 esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … … Tic. Ltd. Şti. şirketi vekili, müvekkili şirketin Sudan’da bulunan şantiyesinde şoför olarak görev yapan davacının tüm ücretlerinin ödendiğini, hiçbir hak ve alacağının kalmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, diğer davalı şirket ile müvekkili şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin Sudan’da şantiyesi olmadığını, davacı ile şirket arasında herhangi bir ilişki bulunmaması sebebiyle davacının alacaklarından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne, davalı …yönünden açılan davanın reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının ücret alacağı bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.
Somut olayda davacı ödenmeyen ücret alacağı bulunduğunu ileri sürmüş, işveren ise dosyaya birtakım ödeme makbuzları sunarak davacının tüm ücretlerinin ödendiği yönünde savunma yapmıştır.
Mahkemece bozma öncesinde verilen karar ile, asıl davanın kabulüne, ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ve ubgt ücreti alacaklarının davalılardan müteselsilen tahsiline, davacının ücret alacağının davadan önce banka hesabına yatırıldığı anlaşıldığından bahisle davacının ücret talebine ilişkin birleşen davasının reddine karar verilmiştir. Söz konusu kararın, Dairemizin 08.06.2016 tarihli ilamı ile, “…Mevcut dosya kapsamına göre davalı … Şirketinin sorumlu tutulabilmesine yeterli delil bulunmadığından davalı … Şirketi hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.
Fesih tarihinden sonra düzenlenen ve davacının alacaklarından mahsup edilip dolar cinsinden ödeme gösterilen, Arapça ve Türkçe yazılı makbuzlara değer verilmiştir. Davacının böyle bir ödeme olmadığına, davacının söz konusu belgeleri imzalamadığına yönelik itirazları bulunmaktadır. Mahkemece bu belgelerin asılları davalıdan istenerek imza incelemesi yapılması ve sonucuna göre davacının taleplerinden bunların mahsup edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. ” gerekçesi ile bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davalı …Ş. yönünden açılan davanın reddi ile davacının ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı taleplerinin yerinde olduğu, bu alacak kalemlerine ilişkin olduğu iddia edilen belgelerin asıllarının dosyaya ibraz edilemediği ve varsa ödemenin banka kanalıyla da yapılmadığı anlaşıldığından asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Diğer taraftan, davacının ücret alacağı ile ilgili itirazın iptaline dair birleşen davada ise, davalı tarafça banka kanalıyla yapılan 27.01.2014 tarihli ödemenin ücret alacağı için yapıldığı dikkate alınarak davacının ücret alacağı bulunmadığı sonucuna varılmış ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, dosya içinde bulunan 27.01.2014 tarihli 10.288,27 TL bedelli “Gönderilen: …” ve “Yasal Hak ve Alacakları” açıklamalı banka ödemesi ile, aynı tarihli “Sudan Delgo şantiyesi çalışmam süresi içerisinde 7.034,78 TL alacağım kalmıştır. …Ltd. Şti nden 7.034,78 TL alacağım 27.01.2014 tarihi itibariyle” açıklamasını içeren davacı, muhasebe şefi Murat Utkun ile yurtdışı kord. T. Ömer Baş tarafından imzalanmış belge birlikte değerlendirilerek davacının ücret alacağı kalmadığı sonucuna varılması isabetli olmamıştır. Dinlenen davacı tanığı Ali Bucak, işverenin son 4-5 aya ait ücretleri eksik ödediğini, kendisinin de alacaklarının ödenmediğini, davacının ve diğer çalışanların oradaki alacaklarına ilişkin olarak firma yetkilileri tarafından imzalanan belgeler düzenlendiğini ve bu belgelerin çalışanlara verildiğini beyan etmiştir.
Davacı taraf, işveren tarafından imzalanarak kendisine verilen belgenin, aynı gün 10.288,27 TL ödendikten sonra kalan ücret alacağına ilişkin olduğunu ileri sürmekte olup; davalı işveren tarafından ise, bilirkişi raporuna itirazlarında davacı tarafça söz konusu borç belgesinde yazılı miktarın beyan edilmesine karşılık şirket kayıtlarına göre davacının alacağı olan 10.288,27 TL’nın davacının hesabına aynı gün yapılan banka havalesi ile ödendiği ve borcun bulunmadığı savunulmaktadır. Ne var ki, bir kimsenin aynı gün ödeyeceği bir borç için borç belgesi düzenlemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, borç belgesinde yazan miktardan daha fazla miktarda ödeme yapması da aynı şekilde mantığa aykırıdır. Davalı işveren, aynı gün ödeyeceği borç için neden borç belgesi düzenlediğini açıklayamadığı gibi, borçlu olduğunu ileri sürdüğü miktardan daha fazla miktarda ödeme yapmasının sebebini de ortaya koymamıştır. Kaldı ki, davalı … şirketi vekili, cevap dilekçesinde “…Davacının 27.01.2014 tarihinde müvekkil firmaya vermiş oldukları dilekçede, 7.034,78TL alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Muhasebe kayıtları incelendiğinde davacının müvekkil firmadan alacağının olmadığı tespit edildiğinden davacıya ödeme yapılmamıştır…” şeklinde beyanda bulunurken, 13.05.2015 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde ise, muhasebe personelince şirket merkezine bu yazının gönderildiğini, davacının 7.034,78 TL alacağı olduğunu beyan etmesine karşılık şirket kayıtlarına göre alacağı olan 10.288,27 TL’nın davacı hesabına 27.01.2014 tarihinde ödendiğini beyan etmiştir. … halde, gerek banka ödemesi ile borç belgesinin aynı tarihli oluşu ve yazılı miktarlar arasındaki açıklanamayan oransızlık, gerekse çelişkili savunmalar dikkate alındığında, dosyada mevcut 7.034,78 TL borç ikrarına dair belgenin, işverence işçiye aynı tarihte 10.288,27 TL ödendikten sonra kalan ücret alacağı olduğu değerlendirilerek davacının ücret alacağı talebinin kabulüne karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme yapılarak yazılı gerekçe ile birleşen davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiye iadesine, 25.09.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.