Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/39649 E. 2017/18784 K. 21.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39649
KARAR NO : 2017/18784
KARAR TARİHİ : 21.09.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı …Ş. vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek, kıdem tazminatı ve ihbar taminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak , davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
… Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece verilen kısa kararda kıdem tazminatı alacağın tahsiline yönelik bir hüküm kurulmadığı halde gerekçeli kararda hüküm altına alınmıştır. Kısa karar tahsil hükmünü içermediğinden yasaya uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmadığı, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse içtihadı birleştirme kararı uyarınca hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Öte yandan gerekçeli kararda birleşen dosya davalısına yer verilmemesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.