Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/39674 E. 2017/19598 K. 27.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39674
KARAR NO : 2017/19598
KARAR TARİHİ : 27.09.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın değişik şubelerinde müdür pozisyonunda çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı ve geçerli sebep olmadan feshedildiğini, açmış olduğu işe iade davasının kabulle sonuçlandığını ve temyiz aşamasında olduğunu belirterek yıllık izin ve fazla mesai ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş ve davacının kendi mesaisini belirleyebilen yönetici konumunda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre davanın tümü ile reddine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delilerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Somut olayda, yıllık izin ücreti alacağının beş yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Davacının iş sözleşmesi 16/11/2011 tarihli bildirim ile feshedilmiştir.İşe iade istemi ile açmış olduğu davada verilen kabul kararı Dairemizin 09/12/2013 tarih, 2013/34749 Esas-2013/28545 Karar sayılı ilamı ile isabetli bulunmuştur. Davacı, 24/02/2014 tarihli ihtarname ile işe başlatılma talebinde bulunmuş ancak işe başlatılmamıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 115/3. maddesi gereğince dava açıldığı anda mevcut olmayan dava şartı noksanlığı hüküm anında giderilmişse, dava bu sebeple reddedilemez. Dava, 22/10/2013 tarihinde açılmış ve izin ücreti alacağı yargılama sırasında muaccel olmuştur. Bu durumda, izin ücreti alacağının zamanaşımına uğramadığı da açıktır.
Davacının tüm çalışma süresi için hak ettiği yıllık izin süresinden, imzalı belge ile kullandığı ispatlanan süreler denetime açık şekilde ortaya koyularak mahsup edilmeli ve ödenen miktarlar düşülerek bakiye izin alacağı miktarı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine 27/09/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.