YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/40251
KARAR NO : 2017/21235
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, kıdem tazminatı ile milli bayram ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Maddi hata talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyulan Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına göre; davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki sorun bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılmayacağı konusundadır.
Temyize konu karardan önce davacı vekilinin maddi hata talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince verilen 25.02.2016 tarihli ilamda “Davacı vekili, Dairemizin 08.06.2015 gün ve 2014/18976 – 2015/11348 E – K sayılı Onama kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek, maddi hatanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur.
Dairemiz kararında maddi hata yapıldığına dair dilekçede özetle; davalı … Müdürlüğünün hüküm altına alacaklardan diğer davalı şirketle birlikte asıl işveren sıfatı ile sorumlu tutulması gerektiğini Dairemizin bu hususta emsal kararları bulunduğunu belirtilmiştir. Dosya ve eklerinin yeniden incelenmesinde; Dairemizin emsal kararları ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na 10.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanun’un 17.maddesi ile eklenen Ek 7.maddeside nazara alındığında davalıların sorumluluğunun belirlenmesinde hatalı değerlendirme yapıldığı Dairemizin anılan kararının maddi hataya dayandığı görülmekle ortadan kaldırılmalı, davacının 04.11.2014 tarihli karara yönelik temyiz itirazları yeniden incelenmelidir.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, işçilik ücretlerin geç ödenmesi sebebiyle iş akdinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğini belirterek bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı İdare vekili; davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalı şirket vekili iş feshinin haklı nedene dayanmadığını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davalı İdare bakımından davanın husumet yokluğundan reddine, davalı şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar 3213 sayılı Maden Kanunu’na 10.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanunun 17.maddesi ile eklenen Ek 7.maddesinde “maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişelerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödovansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.” hükmünü öngörmüş ise de, davacının çalışma süresinin bir kısmı Maden Kanunundaki değişiklik öncesi dönem olduğundan davalı …. Genel Müdürlüğünün davacının işcilik alacaklarından söz konusu yasal değişikliğe kadar olan dönem bakımından asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekir. Mahkemenin bu yönü gözetmeden davalı …. Genel Müdürlüğü yönünden davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” denilmek suretiyle onama kararının kaldırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; bozma sonrasında Mahkemece bozma ilamına uyulduğu, dosyanın ek hesap rapor tanzimi için bilirkişiye gönderildiği, 22.12.2016 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, bunun üzerine davacı vekilince 05.01.2017 havale tarihli ıslah dilekçesi vermek ve aynı tarihte ıslah harcı ödemek suretiyle bozma sonrasında ıslah yapıldığı görülmektedir.
26.08.2013 tarihli tenzip zaptının 3. maddesinde Mahkemece davanın HMK 109. maddesinde düzenlenen kısmi alacak dava türü olduğuna karar verilmiş olup, Mahkemece temyize konu kararda, “Davacı vekili harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/13065 E.- 2015/17616 K.sayılı ilamında da kabul edilerek belirtildiği üzere bozmadan sonra araştırma yapılarak tahkikat devam ediyor ise bozmadan sonra ıslah mümkün kabul edilmektedir. Mahkememizce bilirkişiden bozma ilamı doğrultusunda ek rapor alınmış olup, bu durum tahkikatın devam ettiğini göstermektedir. Bu nedenle yapılan ıslaha itibar edilerek hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 84. maddesinde gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarih ve 1944/10 esas, 1948/3 sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.05.2016 tarih ve 2015/1 esas ve 2016/1 karar sayılı ilamında da bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir.
Davacı vekili bozma sonrası ıslah yapmış olmakla bu ıslah dikkate alınarak karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Diğer yandan, bozma ilamında açıkça “…davacının çalışma süresinin bir kısmı Maden Kanunundaki değişiklik öncesi dönem olduğundan davalı …. Genel Müdürlüğünün davacının işcilik alacaklarından söz konusu yasal değişikliğe kadar olan dönem bakımından asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekir.” şeklinde davalı … Müdürlüğünün Maden Kanunundaki değişiklik tarihine kadar asıl işveren olarak sorumlu olduğunun gözetilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen tüm dönem için hesaplanan miktarın tamamından davalı …’nın sorumlu tutulması hatalı olmuştur. Davacı tarafça ıslah dilekçesinde; kıdem tazminatı 11.261,41 TL olarak talep edilirken 4.869,60 TL’sından tüm davalıların müştereken ve müteselsilen, geri kalan 6.391,81 TL’sından sadece davalı … Şirketinin sorumlu olması, milli bayram alacağı 712,95 TL olarak talep edilirken 199,11 TL’sından tüm davalıların müştereken ve müteselsilen, geri kalan 513,84 TL’sından sadece davalı … Şirketinin sorumlu olması, yıllık izin ücreti alacağından ise sadece … Şirketinin sorumlu olmasının talep edildiği görülmektedir. Gerekçeli kararda kıdem tazminatı ve milli bayram alacağı yönünden, “11.261,41-TL net kıdem tazminatı alacağının (4.869,60-TL kıdem tazminatı alacağından davalılar TTK ve … Madencilik Şirketi birlikte sorumlu olmak üzere ) aktin fesih tarihi olan 12/08/2013 tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının brüt 712,95-TL milli bayram alacağı (199,11-TL milli bayram alacağından davalılar TTK ve … Madencilik Şirketi birlikte sorumlu olmak üzere ) bulunmakla; 1,00-TL milli bayram alacağının dava tarihi olan 27/08/2013 tarihinden, 711,95-TL milli bayram alacağının ise ıslah tarihi olan 05/01/2017 tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuştur. Görüleceği üzere, kararın hüküm kısmında her ne kadar TTK ve … Şirketinin birlikte sorumlu olduğu miktarlar belirtilmişse de sonuç itibariyle tüm dönemden TTK’nın da sorumlu olacak şekilde müştereken ve müteselsilen hüküm kurulması hatalıdır. Oysaki, 11.261,41 TL’lik kıdem tazminatı yönünden 4.869,60 TL’sinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu, bakiyesinden sadece davalı … Şirketinin sorumluluğu söz konusudur. Yine, 712,95 TL’lık milli bayram alacağı yönünden 199,11 TL’sinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu, bakiyesinden sadece davalı … Şirketinin sorumluluğu söz konusudur. Ancak, kararın hüküm kısmında kurulan hükmün kuruluş biçimi itibariyle davalı …’nın hükmedilen miktarların tamamından diğer davalı gibi sorumluluğu söz konusu olmuştur.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.