Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/40479 E. 2017/22936 K. 26.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/40479
KARAR NO : 2017/22936
KARAR TARİHİ : 26.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, daha önce belediyede çalışmakta iken 5747 sayılı Kanun gereği davalı Kuruma nakledildiğini, çalışmalarının büyük kısmının belediyede geçtiğini, yeni iş yerinde Tarım İş Sendikası üyesi olduğunu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığını, 2822 sayılı Kanun ‘un 9. maddesi gereği üyelik tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerekirken, kademe terfiyi düzenleyen 32. maddenin 4. ve 5. bentlerinin kendisine uygulanmadığını ileri sürerek, eksik ödenen fark ücret, ikramiye ve yıpranma prim alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının önceki işyerinde çalıştığı sürelerin derece ve kademe tespitinde dikkate alınmasını isteme hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 15. dönem toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasındaki farkın ödendiğine dair belge olmadığı gerekçesi ile 01.01.2013 – 30.09.2013 arasındaki dönem için fark alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık temyiz aşamasında ileri sürülen ödeme belgesinin dikkate alınıp alınmayacağı konusundadır.
Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/h maddesinde, “davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” dava şartları arasında sayılmıştır. Ödenmiş alacak hakkında davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu halde, 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi gereğince, dava şartının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan mahkemeye verilmiş ödevlerden olması karşısında, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetilmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır.
Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.02.2016 Tarih, 2014/22-735 Esas,2016/166 Karar)
Somut olayda; Mahkemece 15. dönem toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasındaki farkın ödendiğine dair belge olmadığı gerekçesi ile 01.01.2013 – 30.09.2013 tarihleri arasındaki dönem için fark alacakların hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, Dairemizce yapılan geri çevirme üzerine hüküm altına alınan alacaklarla ilgili davacı tarafa ödeme yapıldığına dair bir kısım ödeme belgeleri, bordro ve banka dekondu sunulmuştur. Bu durumda, anılan ödeme belgeleri dikkate alınarak, yapılan ödemenin hüküm altına alınan alacaklara dair olduğunun anlaşılması halinde hesaplanan tutarlardan mahsubu ile oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Sunulan ödeme belgelerine göre yeniden değerlendirme yapılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.