Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/41540 E. 2017/21409 K. 11.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/41540
KARAR NO : 2017/21409
KARAR TARİHİ : 11.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş akdinin işveren tarafından haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, fesih neticesinde ödenmeyen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalının Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına göre; davacının çalışmasının kesintiye uğramaksızın dava dışı diğer taşeron şirkette devam ettiği, işyeri devri kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu ve bu nedenle feshe bağlı alacakların reddinin yerinde olduğu anlaşılmış olup, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki sorun bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılmayacağı konusundadır.
Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 27.05.2015 tarihli ilamı ile, Mahkemece davacıya usulüne uygun olarak tanık listesini bildirmemesinin sonuçlarının hatırlatılmadığı, davacı vekilinin kesin süreye uymamasının sonuçlarının açıkça anlatılmadığı ve bu konuda davacı vekilinin uyarılmadığı, davacı tarafça tanık isimleri de bildirilmiş olmakla Mahkemece tanınan süre de kesin süre niteliğinde olmadığından davacı vekilinin bildirdiği tanıklar dinlenerek karar verilmesi gerekirken mevcut duruma göre davacının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek mahkemenin 08.07.2014 tarihli kararı bozulmuştur.
Dosya içeriğinden; bozma sonrasında Mahkemece bozma ilamına uyulduğu, tanıkların dinlenildiği ve sonrasında dosyanın bozma doğrultusunda rapor tanzimi için bilirkişiye gönderildiği, 11.07.2016 havale tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, bunun üzerine davacı vekilince 09.08.2016 tarihli ıslah dilekçesi vermek ve aynı tarihte ıslah harcı ödemek suretiyle bozma sonrasında ıslah yapıldığı ve talep konusu alacakların miktarının arttırıldığı görülmüştür.
Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 84. maddesinde gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarih ve 1944/10 esas, 1948/3 sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.05.2016 tarih ve 2015/1 esas ve 2016/1 karar sayılı ilamında da bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir.
Mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararları gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Islah yapılmamış kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.