Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/42447 E. 2017/22858 K. 25.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/42447
KARAR NO : 2017/22858
KARAR TARİHİ : 25.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin …’de lojman tahsis edilmesi, yılda 500 ton ham tuz üretimi yapması halinde 10.000TL prim ödeneceği belirtilerek şube müdürü olarak atandığını, ancak daha sonra oturduğu lojmanı boşaltmanın istendiği, primlerin ödenmediğini, haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı ve birkısım işçilik alacaklarının, birleşen dava ile ödenmeyen teşvik primi alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini belirterek davanın ve birleşen davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosyanın ikinci kez takipsiz bırakılması nedeni ile açılmamış sayılmasına ilişkin verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine dairemizin 03/06/2013 tarih, 2013/14761 Esas- 2013/13381 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamına karşı verilen direnme kararının temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13/04/2016 tarih, 2014/22-833 Esas-2016/513 Karar sayılı ilamı ile direnme kararı bozulmuş ve dosya mahkemesine gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulu bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan delilere göre davanın tümü ile reddine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı mirasçılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı-mirasçıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık davacı-murisin ödenmeyen fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı konusundadır.
Fazla çalışma yaptığını, hafta tatilerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve hafta tatili alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve hafta tatili çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma ve hafta tatili çalışması olup olmadığı araştırılmalıdır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü ise işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Dosya içeriğine göre, 18/06/2008 tarihli yönetim kurulu kararında üretim sürecinde mesai saatlerinin 06:30-19:30 saatleri arasında olacağı genel ve hafta tatillerinde çalışmanın devam edeceği belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanları ve yönetim kurulu kararına göre davacının üretim sezonunda (temmuz ve kasım ayları arasında) hafta tatillerinde de çalıştığı kabul edilerek hafta tatili ücreti ve kullandırıldığı ispatlanamayan dört gün karşılığı izin ücreti alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece, 09/01/2013 tarihli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda davacının ödenmeyen hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu ancak davacının, davalı şirkete avans borcu bulunduğu gerekçesi ile anılan isteklerin reddine karar verilmiştir. Bu gerekçe davalı tarafından temyiz edilmemiştir.
Davalı şirketin, avans alacağının tahsili istemi ile açtığı, eldeki dosya ile birleştirilerek daha sonra tefrik edildiği anlaşılan itirazın iptali davasında verilen kabul kararı temyiz üzerine dairemizin 16/05/2017 tarih, 2017/32912 Esas- 2017/11182 Karar sayılı ilamı ile davalı mirasçıların yemin teklif etme talebi nedeni ile bozulmuştur.
Bu durumda, süresi içerisinde takas mahsup definde bulunulmadığı gibi davalı şirketin avans alacağı talebini ayrı bir dava konusu yapmış olması karşısında, varlığı tespit edilen hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmiş olması hatalıdır.
Yine, fazla mesai ücreti talebi, davacının üzerinde daha yetkili bir çalışan bulunmadığı, kendi mesaisini kendisinin belirlediği, diğer işçiler için öngörülen çalışma saatlerinin davacı için uygulanamayacağı gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak tanık beyanlarından şube işletme müdürü olarak çalışan davacının üzerinde genel müdürün bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tanık beyanları ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek davacı-murisin hak kazandığı halde ödenmeyen fazla mesai ücreti alacağı bulunup bulunmadığı denetime açık şekilde açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre anılan alacak hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
2-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık işverence çalışma koşullarının uygulanmaması ve ödenmeyen işçilik alacakları sebebi ile iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 24üncü maddesinde işçinin haklı fesih halleri düzenlenirken (II) bendinin (f) alt bendinde son cümle olarak “yahut çalışma şartları uygulanmazsa” şeklinde ifadeye yer verilerek, çalışma koşullarının uygulanmaması durumu işçinin haklı fesih nedenleri arasında yerini almıştır.
Davacı, ailesi ile …’de ikamet etmesine rağmen, davalı işyerinde çalışmak için …’ye geldiğini, işe başlarken cep telefonu, araç ve lojman tahsisi yapıldığını, ancak 2009 yılı mayıs ayında oturduğu lojmandan çıkartıldığı ve diğer çalışma koşullarının uygulanmadığı, ücretlerinin ödenmediğini, haklı sebeple sözleşmesini feshettiğini belirtmiştir. Davalı vekili, davacının mazeretsiz olarak devamsızlık yapması nedeni ile haklı sebeple sözleşmesinin feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile haklı sebeple feshedildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, 10/05/2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile … Şubesinin açılmasına ve davacının bu şubeye işletme müdürü olarak atanmasına karar verilmiştir. Davalı tarafından sağlanan lojmanda ikamet ederek çalışmaya başlamıştır. 14/05/2009 tarihinde tebliğ edilen yazı ile 24/03/2009 tarihli yönetim kurulu kararı gereğince, davacının oturduğu lojmanı boşaltması istenmiştir. Davalı tanığı … kendisinin genel müdür olduğunu ve aslında davacının oturduğu lojmanın genel müdüre tahsis edilmiş bir lojman olduğunu, kendisinin oturması gerektiğini, yönetim kurulu kararı gereğince tüm lojmanların boşaltılması yönünde karar alındığını, davacının da kendisine bir yer ayarlaması için ikaz edildiğini beyan etmiştir. Davacının barınma ihtiyacının, bundan sonra eşdeğer şekilde ayni veya nakti olarak karşılandığı ispat edilememiştir.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı murisin iş sözleşmesini çalışma koşullarında aleyhine yapılan değişiklikler ve yukarıda açıklanan ve karşılığı ödenmeyen ücret alacaklarının varlığı nedeni ile haklı sebeple feshettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ihbar tazminatı talebinin reddedilmesi isabetli ise de, kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine 25/10/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.