Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/43049 E. 2017/24242 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/43049
KARAR NO : 2017/24242
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ: 15. Hukuk Dairesi
DAVATÜRÜ:İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; Müvekkilinin iş akdinin davalı tarafından 30.11.2015 tarihinde herhangi bir geçerli sebep gösterilmeden feshedildiğini, fesih bildiriminde soyut ve mesnetsiz ithamlarda bulunulduğunu, fesih bildiriminde gerekçe bildirilmediğini, müvekkili hakkında 16.11.2015 tarihinde tutulan bir tutanak bulunmadığını ve müvekkilinin 19.11.2015 tarihinde savunmasının alınmadığını, müvekkilinin 23.11.2015 tarihli tutanağa karşı 24.11.2015 tarihinde savunmasını sunduğunu, İş Kanunu’nun 19/11 maddesi uyarınca işçinin davranışı veya verimi ile ilgili iş akdinin feshedilebilmesi için işçinin savunmasının alınması gerektiğini, 16.11.2015 tarihli tutanağa karşı müvekkilinin savunmasının alınmadan iş akdinin feshedildiğini, müvekkilinin 24.11.2015 tarihli savunmasına karşı hiçbir işlem yapılmadığını beyan ederek müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; Davacının eşine ait şirkete bilgilendirme ve yönlendirme yaptığının 23/11/2015 tarihli tutanak ile tespit edildiğini, davacının savunmasının yeterli görülmeyerek iş akdinin feshedildiğini, davacının alınan savunmasında eşinin kurduğu kuruluş için kendi cep telefonunun yazılmasına kendisinin razı olduğunu söylediğini, davacının eyleminin müvekkilinin de finans sektöründe olması nedeniyle güvenin kötüye kullanılması olduğunu, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, sunulan evraklar ve yapılan bilirkişi incelemesine göre fesih sebebi olan usulsüzlüğün ne şekilde ortaya çıkarıldığının kanıtlanamadığı, fesih işleminin kanunun aradığı usule uygun yapılmadığı, iddia edilen işlemlerin anlaşılma tarihi ile fesih tarihi arasındaki zaman dikkate alındığında yapılan işlemin uygunluk kuralı ile bağdaşmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı tarafından davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğinin kanıtlanamadığı, davacının savunması istenirken fesih bildiriminde belirtilen 23/11/2015 tarihli tutanağın davacıya sunulduğunun sabit olmadığı, davacının çalışma süresi ve fesih sebebi dikkate alındığında işe başlatmama tazminatı olarak 5 ay hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile davalının istinaf talebinin esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması ihtimalinden kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih sebebinden de bahsedilemez.İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebepler, aynı Kanun’un 25. maddesinde belirtilen sebepler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığını kabul etmek gerekecektir.İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlenip, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Daha sonra ise işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali sebebiyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arz edebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahmini teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda, davalı işyerinde kobi bankacılığı portföy yönetmeni olarak çalışan davacının, görev tanımına uymayacak şekilde eşine ait olan The Northinvest adlı şirkete ait kartvizite kendi cep telefonunu yazdığı, bu şirkete bilgilendirme ve yönlendirme yaptığı konusunda savunması alınmış, davacının üzerine atılı eylemler nedeniyle savunma verdiği, davacının savunması yeterli görülmeyerek iş sözleşmesi işveren tarafından; “bankamızla akdettiğiniz iş sözleşmesi, görev ve talimatlara ve bankacılık etik kurallarına aykırı olarak çalıştığınız, bankamız bünyesinde kabul edilemeyecek nitelikteki davranışınız, bu davranışınızın işyerinde olumsuzluklara neden olması” gerekçeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca feshedilmiştir. Her ne kadar mahkemece fesih sebebi olan usulsüzlüğün ne şekilde ortaya çıkarıldığının kanıtlanamadığı, fesih işleminin kanunun aradığı usule uygun yapılmadığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğu kabul edilmiş ise de; davacıya isnat edilen eylemler nedeniyle davacının savunmasının alındığı, fesih bildiriminde tutanak ve savunma tarihlerinin sehven yanlış yazıldığı, tutanak ve savunmada yer alan eylemler ile fesih bildiriminde yer alan eylemlerin aynı olduğu, davacının savunmasında eşine ait şirketin kartvizitine cep telefonunun yazılmasına kendisinin izin verdiğini beyan ettiği, fesih bildiriminde fesih gerekçesinin açık ve net olarak belirtildiği anlaşılmakla bu gerekçe yerinde olmamıştır. Taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 12. maddesinde; “personel,gerek yasalarla gerekse bankacılık teamül ve etik ilkeleri ile getirilen sınırlamalara uyarak bankacılık faaliyeti dışında ve bankacılık faaliyeti ile menfeat çatışması yaratacak biçimde fiilen başka bir ticari veya gelir getirici bir faaliyette bulunamaz, aksine davranış haklı nedenle fesih sebebidir.” hükmü yer almaktadır. Dosya kapsamı, davacının savunması, iş sözleşmesi hükmü ve fesih süreci birlikte değerlendirildiğinde davalı banka tarafından yapılan fesih geçerli nedene dayanmaktadır. Hal böyle olunca davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin ve bu Mahkemenin kararını istinaf yoluyla inceleyerek ortadan kaldırılmasına karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Bölge Adliye Mahkemesinin ve İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 276,30 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.11.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.