YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/44920
KARAR NO : 2017/30390
KARAR TARİHİ : 21.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin … İl Özel İdaresinde çalıştığı dönemde işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı, büro iş kolunda faaliyet gösteren Koop-İş Sendikası üyesi olan müvekkili ve benzeri konumdaki diğer işçilerin 05.01.2010 tarihinde Türkiye Yol İş Sendikasına üye olduklarını, müvekkilinin Yol-İş Sendikası ile … adına TÜHİS arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığını, müvekkili ve benzeri konumdaki işçilerin Yol İş Sendikası üyesi olduktan sonra Yol-İş Sendikası ile TÜHİS arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi doğrultusunda intibakları yapılırken, … İl Özel İdaresine ilk işe giriş tarihi ile Yol-İş Sendikasına üyeliği tarihi arasındaki kıdeminin gözönünde bulundurulmadığını, hukuka ve kanuna aykırı olarak Yol-İş Sendikasına üyeliğine başlangıç tarihi baz alınarak, hizmetli olmasına rağmen sanki işe yeni başlamış düz işçi pozisyonunda kabul edilerek başlangıç derece ve kademesinin belirlendiğini, bu durumun müvekkilinin derece ve kademesinin eksik belirlenmesine ve ücret ile ücrete bağlı sosyal haklarının eksik ödenmesine sebep olduğunu, müvekkilinin 15.11.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun Kapsamında … İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne devredildiğini, devir yapılırken de aynı hukuka aykırı uygulama doğrultusunda müvekkilinin ücretinin eksik tespit edildiğini belirterek müvekkilinin … İl Özel İdaresinde işe başladığı tarihten Yol-İş Sendikası’na üye olduğu tarihe kadar çalıştığı hizmet süresinin ve fiili görevinin gözönünde bulundurularak intibakının yapılması suretiyle, … İl Özel İdaresinin devrettiği tarihte olması gereken derece ve kademe ile ücretinin tespitine ve fark alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurum tarafından 6111 sayılı Kanun’un 166. maddesinin 6. fıkrasında belirtilen esaslar çerçevesinde … İl Özel İdaresinden devredilen işçilerin tabii oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerinin Bakanlığın işyerlerinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine sahip olan Tarım-İş sendikasına üye olana kadar devam ettirildiğini, işçilerin intibaklarının 03.08.2011 tarihinde imzalanan protokolle 14. Dönem Toplu İş Sözleşmesine ilave edilen geçici 3. madde gereğince yapıldığını, davacının da yevmiyesinin Bakanlıktaki diğer emsalleri olan işçiler için uygulanmakta olan ücret skalasındaki lehte olan ücret kademesine intibak ettirilerek, bundan sonra gelen zamların da diğer işçilerle birlikte yevmiyelerine yansıtıldığını, bu itibarla ücret kaybına uğratılmadıklarını, davacının İl Özel İdaresi’nde geçen sürelerin kıdem yılına dahil edilerek intibakın yeniden düzenlenmesini istediğini, oysaki Bakanlıkta aynı işyerinde çalıştırılan işçilere toplu iş sözleşmeleri ile kademe terfiinin bazı şartlara bağlı kalınarak yapıldığını, bu konuda 14. Toplu İş Sözleşmesinin 32. maddesinin “Kademe Terfii” başlıklı 4. fıkrası hükmü gereğince kademe terfinin yapıldığını, bu sebeple aynı işverende çalışmayan ve kademe terfi için aranan şartlar kendisinde tespit edilmeyen davacının Bakanlıktaki kademe terfii şartlarına tabi tutulan emsalleriyle denk tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılmayacağı konusundadır.
Dosya içeriğinden; bozma sonrasında Mahkemece bozma ilamına uyulduğu, dosyanın bozma doğrultusunda rapor tanzimi için bilirkişiye gönderildiği, bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, bunun üzerine davacı vekilince 08/05/2017 tarihli ıslah dilekçesi vermek ve aynı tarihte ıslah harcı ödemek suretiyle bozma sonrasında ıslah yapıldığı ve talep konusu alacakların miktarının arttırıldığı görülmüştür.
Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 84. maddesinde gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04/02/1948 tarih ve 1944/10 esas, 1948/3 sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13/05/2016 tarih ve 2015/1 esas ve 2016/1 karar sayılı ilamında da bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir.
Mahkemece bozmadan sonra ıslah yapılamayacağının kabul edilmesi yerindedir. Ancak davacının ıslah ile artırdığı miktarlar bakımından davanın reddine karar verilmesi ve reddedilen miktarlar bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, yargılama giderininde bu kabul red oranına göre belirlenmesi hatalıdır. Hal böyle olunca Mahkemece ıslah yapılmamış kabul edilerek dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılmış olduğuda dikkate alındığında davacının dava dilekçesinde talep ettiği miktarların hüküm altına alınması ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması tutulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.