YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5676
KARAR NO : 2017/3828
KARAR TARİHİ : 27.02.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesine işveren tarafından haksız olarak son verildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma ve resmi tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında iş sözleşmesine kim tarafından son verildiği ve haklı bir neden bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı, hakkında örgüt üyeliği, kredi kartı tefeciliği ve mal varlığı aklamak suçlaması ile yapılan soruşturma sırasında dava açıldığını, işverence bunun üzerine istifaya zorlandığını, 31.01.2012 tarihli ibranamenin kendisine zorla imzalatıldığını, ibraname, istifa ve bordroların aslında fesih tarihinde değil 25.07.2012 tarihinde imzalandığını, davalıların inşaat şirketinden ev aldığını ve bu belgeleri imzalamaz ise evin tapusunun verilmeyeceğinin belirtilmiş olması nedeniyle ibraname ve istifa dilekçesini imzalamak zorunda kaldığını öne sürmüştür. Davalı ise işçinin haklı bir neden bulunmadan kendi iradesi ile istifa ederek iş akdine son verdiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının baskı altında ibraname ve istifa dilekçesi imzaladığı, ibranameye konu ödemelerin ne zaman ne şekilde yapıldığının ispat edilemediği, bu sebeple sadece makbuz hükmünde olan ibranamelere itibar edilmediği, ayrıca davalı şirketin davacının istifa ettiğini savunmasına rağmen istifa eden ve istifası geçerli bir nedene dayanmayan işçinin kıdem tazminatını hak etmediği açık iken ibranamede kıdem tazminatı ödendiğinin belirtilmesinin çelişki oluşturduğu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız fesh edildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmış ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir.
… bayi müdürü olarak çalışan davacı Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davalı işyerinde 01.06.1996-31.12.2007 ve 15.01.2008-31.01.2012 tarihleri arasında çalışmıştır. Davalı 01.06.1996-31.12.2007 tarihleri arasındaki çalışma karşılığında kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini ve davacının davalıyı ibra ettiğini savunmuş, bu döneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı bordrosu ile ibraname sunmuştur. 15.01.2008-31.01.2012 tarihleri arasındaki çalışmanın ise istifa yolu ile son bulduğunu savunmuştur ve mahkeme kabulünün aksine bu döneme ilişkin davalı tarafından sunulan bir ibraname bulunmamaktadır. Dosya içerisinde bulunan 31.01.2012 tarihli bilgisayar çıktısı şeklinde olan işten ayrılış nedeninin çıkarma olarak belirtildiği ve kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı belirtilen ibraname davalı tarafından değil davacı tarafından sunulmuş olup bu ibranamenin işverenden sadır olduğunu gösteren imza, kaşe gibi bir delil olmadığı ve davalının da davacı tarafından sunulan bu ibranameyi kabul etmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafından 31.01.2012 tarihinde davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığından ve davalı savunmasının çeliştiğinden söz edilemeyeceği açıktır.
31.01.2012 tarihli istifa dilekçesinde davacı 31.01.2012 tarihinde kendi isteğiyle ayrılmak istediğini belirtmiş ve bir neden sunmamıştır. İstifa dilekçesi el yazılı ve davacı imzalıdır. Davacı tanıklarının beyanı ile istifa dilekçesinden davacının kendi isteğiyle iş akdine son verdiği anlaşılmaktadır. Davacı, istifa dilekçesindeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak baskı ile imzaladığını öne sürmüş ise de baskı iddiası yöntemince ispatlanamamıştır.
Davacının iş sözleşmesine işveren tarafından son verildiğini iddia ettiği ve işçilik alacakları bulunması nedeniyle iş sözleşmesine kendisince haklı olarak son verildiğini öne sürmediği de dikkate alındığında kendi isteğiyle iş sözleşmesine son veren davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı açıktır. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.