YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5685
KARAR NO : 2017/3826
KARAR TARİHİ : 27.02.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kabulüne diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında feshin kim tarafından feshedildiği ve haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı iş sözleşmesine 13.07.2010 tarihinde haklı bir neden olmadan işveren tarafından son verildiğini öne sürmüştür. Davalı ise davacının 17-22.07.2010 arası mazeretsiz devamsızlıkları nedeniyle iş sözleşmesine haklı olarak son verildiğini savunmuştur. Davacı tarafça 20.07.2010 tarihli noter kanalıyla işverene gönderilen ihtar ile 13.07.2010 tarihinde iş akdine haklı bir neden bulunmadan son verildiği öne sürülerek bir takım işçilik alacakları talep edilmiştir. Davalı ise 19.07.2010 tarihli ihtar ile 17.07.2010 tarihinden beri işe gelmediği gerekçesiyle işçiden mazeret bildirmesini istemiş olup işveren ihtarının davacıya tebliğ tarihi 21.07.2010’dur. Şu halde; davacının, davalının mazeret bildirmesi için gönderdiği ihtardan önce davalıya iş sözleşmesinin feshedildiğini öne sürerek ihtar gönderdiği anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları da davacının işten çıkarıldığını doğrulamışlardır. Işten ayrılış bildirgesinde davacının çıkış tarihi 22.07.2010 olarak ve çıkış nedeni ise istifa olarak bildirilmiştir. Ancak dosya içerisinde yazılı bir istifa dilekçesi bulunmamaktadır. Davalı işveren tarafından tutulan devamsızlık tutanakları davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini bildirdiği tarihten sonradır. Davalı işverence mazeret bildirmesi için gönderilen ihtardan sonra iş akdinin feshedildiğine yönelik yazılı bir fesih bildirimi de yapılmamıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının iş akdine davalı işveren tarafından haklı bir neden bulunmadan son verildiği, davalı işverenin sunmuş olduğu devamsızlık tutanaklarının fesihten sonra tutulmuş olduğu anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü yerine yanılgılı değerlendirme ile bu taleplerin reddedilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı noktasındadır. Mahkemece davacının hafta tatili ve fazla çalışma alacaklarının reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma yetersizdir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ücret alacağı için de geçerlidir.
Somut olayda, davacı tanıklarının beyanından, sezon dönemi olan Haziran -Ekim arası 5 aylık dönemde haftanın 7 günü günde 12 saat 2 vardiya halinde çalışıldığı, 1.5 saat ara dinlenme ve hafta tatili günü yapılan çalışmanın 7.5 saati dışlandığında haftada 21 saat fazla çalışma yapıldığı ve bu dönemde hafta tatilinde çalışıldığı, bu dönem dışında fazla çalışma ve hafta tatili çalışması olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tanıklarının beyanından ise sezon döneminde 3 vardiya halinde çalışıldığı fazla çalışma olmadığı ve hafta tatili çalışması olmadığı sonucuna varılmaktadır. Mahkemece gerekçesini açıklanmadan davalı tanıklarının beyanına göre hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, işyerinde vardiyalı çalışmaya ilişkin belgeler var ise davalıdan istenilmeli ve belgeler ile davalı tanıklarının beyanlarının doğrulanıp doğrulanmadığı değerlendirilmeli, davalı işverence vardiyalı çalışmaya ilişkin ispata elverişli belgeler sunulmaması halinde ise davacı tanıklarının beyanına göre fazla çalışma ve hafta tatili hüküm altına alınmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.