Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/5727 E. 2017/4933 K. 09.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5727
KARAR NO : 2017/4933
KARAR TARİHİ : 09.03.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, davalı işveren nezdinde 07.011.2003 tarihinde teknisyen olarak çalışmaya başladığını, 15.06.2004 tarihinde işyerinde yetkili olan sendikaya üye olduğunda 31 TL olan yevmiyesinin 24,00 TL’ye düşürüldüğünü ileri sürerek bir kısım fark ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesi devam ederken Tes-İş Sendikasına üye olmasıyla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başladığını, bu durumun davacının seçimi ve talebiyle gerçekleştiğini, davalının da toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerini davacıya uyguladığını, üyelik sonrası 24,00 TL olarak belirlenen çıplak yevmiyesine toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda sağlanan ek ödemeler ile birlikte ücretinin yükseldiğini, yapılan işlemin toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplu iş sözleşmesi hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu ve gereklerinin işverence yerine getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalı işyerinde çalışırken işyerinde örgütlü sendikaya üye olduğunu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başlaması üzerine yevmiyesinin iş sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın altına düşürüldüğünü belirterek ücret farkından kaynaklı işçilik alacakları taleplerinde bulunmaktadır.
Davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte bulunan 2822 sayılı TİSGLK’un 6. Maddesinde, “Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler uygulanır. Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri geçerlidir…” düzenlemesi yer almakta dava tarihinde yürürlükte bulunan 6356 sayılı yasanın 36. maddesi de aynı hükmü içermektedir.
Bu düzenlemeler “işçi lehine şart ilkesi” olarak adlandırılan kuralın Türk İş Hukukundaki pozitif yansımasını oluşturmaktadır. Söz konusu hüküm gereğince normlar hiyerarşisinde iş sözleşmesine nazaran daha üstte bulunan toplu iş sözleşmeleri hükümleri yerine iş sözleşmeleri hükümleri ancak işçi lehine olmak koşuluyla uygulanma kabiliyetine sahiptir. Bir başka ifadeyle iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesi karşı karşıya geldiğinde yani aynı konuda iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesinde farklı düzenlemeler yer aldığında iş sözleşmesi hükmü, daha işçi lehine olmak koşuluyla tatbik edilebilir.
Somut olaya dönüldüğünde; davacının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan temel ücretinin sendikaya üye olduktan sonra düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu ücretin düşürülmesi işlemi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine göre değil toplu iş sözleşmesi ile yapılmıştır. Nitekim İş Kanunu’nun 22. maddesindeki prosedüre uyulup işçinin yazılı rızasının alındığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. Öte taraftan toplu iş sözleşmeleriyle belirlenen ücretlerin ödendiği savunulmuş ise de öncelikle dosyada yer alan toplu iş sözleşmelerinde davacının ücretine ilişkin doğrudan bir düzenleme ve cetvele rastlanılmamıştır. Sadece sözleşme anlamında asgari ücret tanımlanmış ve sözleşmenin eki niteliğindeki cetvellere göre belirleneceği ifade edilmiştir.
İşveren tarafından toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve toplu iş sözleşmelerden yararlanmaya başlaması üzerine düşürülmesi 2822 sayılı TİSGLK’nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olup, kanuna aykırıdır. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi yolundaki ilk derece mahkeme kararı isabetsizdir. Açıklanan bu nedenle hükmün bozulması gerekirken aksi yönde verilen sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.09.03.2017