Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/6220 E. 2017/5827 K. 23.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6220
KARAR NO : 2017/5827
KARAR TARİHİ : 23.03.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının davalıdan olan alacağı için … …. İş Mahkemesinin 2010/978 esas-2012/1264 karar sayılı dosyası ile açtığı davanın Yargıtaydan onanarak kesinleştiğini, kesinleşen ilamda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olduğunu, fazlaya ilişkin saklı tutulan alacaklar yönünden … …. İcra Müdürlüğünün 2013/11431 esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiklerini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %… den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’ilerinin olduğunu, davacının müvekkili işyerinde 26…..2001-01…..2008 tarihleri arası çalıştığını, beş yıllık zamanaşımı dolduktan sonra bu hakkını talep ettiğini, ayrıca imzaladığı ibraname ile tüm ödemeleri itirazi kayıt ileri sürmeksizin aldığından davanın konusuz kaldığını, alacak miktarının likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
…-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
…-Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve kanuni bir engel bulunmamaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32/…. maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin ancak sona ermesiyle ücret alçağı haline gelerek muaccel olmaktadır. Yıllık izin ücretinin bir tazminat veya tazminat niterliğine yakın bir alacak mı veya bir ücret alacağı mı olduğuna dair farklı yorumlar olsa da mülga 818 sayılı Kanun döneminde yıllık izin ücreti zamanaşımı süresi ücretlere dair uygulama gibi beş yıl olarak kabul edilerek uygulana gelmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle de; yıllık izin ücretinin tartışlan durumunda bir farklılık bulunmadığından zamanaşımı süresinin Dairemiz yerleşik uygulması gibi beş yıl olarak uygulanmasına devam edilmiştir.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi 08…..2008 tarihinde feshedilmiştir. Dava 27…..2013 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf dava dilekçesine karşı usulüne uygun olarak süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bu duruma göre yıllık izin alacağı bakımından davanın fesih tarihinden beş yıl sonra açıldığı, zamanaşımı def’ine göre yıllık izin alacağının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece bu gerekçe ile yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, ….03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.