YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6534
KARAR NO : 2017/8083
KARAR TARİHİ : 10.04.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, emeklilik sebebi ile iş akdinin son bulduğunu iddia ederek kıdem tazminatı ile sair işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının gerçek iradesinin emekli olmak değil haksız şekilde kıdem tazimatını almak olduğunu ve diğer alacaklara hak kazanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı, kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla mesai alacağına hak kazanıp kazanmadığı tartışmalıdır.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı davalı iş yerinde satış temsilcisi olarak yönetici konumunda çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücret talebinde bulunmuştur. İmzalı bordrolarda birkaç ay dışında davacıya çeşitli miktarlarda prim ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Primlerin fazla mesaiyi karşılayıp karşılamadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadan fazla mesai alacağı belirlenmiş olup, eksik inceleme ile tespit edilen fazla mesai alacağının hüküm altına alınması isabetli görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Davacının ödenmeyen yıllık izin ücreti bulunup bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde son yıl hak kazandığı yıllık iznini kullanamadığını iddia etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kıdemine göre 150 gün izne hak kazandığı halde dosyaya sadece 114 günlük izin belgesi sunulmuş olduğu bu nedenle 2012 yılında kullanılan izinlerin önceki yıllara ilişkin izinler olabileceği tespit edilerek davacının son yıl için hak ettiği 20 günlük izin ücreti hesaplanmıştır. Dosya içerisinde yer alan davacı tarafından yazılmış ve imzalanmış olan belgede “2012 yılına ait 6 günlük yıllık iznimi kullanmak istiyorum,” “17.05.2012–05.06.2012 tarihleri arasında 2012 yılına ait 16 günlük yıllık iznimi kullanmak istiyorum” şeklinde beyanının bulunduğu ve Ocak 2012 bordrosunda 6 gün, Mayıs 2012 bordrosunda 12 gün ve Haziran 2012 bordrosunda 4 gün yıllık izin kullandığının gösterildiği, bordroların imzalı olduğu görülmüştür. Davacının iş akdi 03.10.2012 tarihinde son bulduğundan talep ettiği yıllık izin ücretinin 2012 yılına ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça izin belgelerinde açıkça 2012 yılına ait izinlerin kullanıldığı belirtildiğinden yıllık izin belgeleri ve bordrolar birlikte değerlendirilerek davacının 2012 yılına ait yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığının tespiti ile hüküm kurulması gerekmektedir. Kabule göre de, davacının toplam 933,20 TL yıllık izin ücretinin olduğunun tespit edildiği ancak davacı tarafın ıslah dilekçesi dikkate alınmadan sadece dava dilekçesinde talep ettiği 700,00 TL’nin hüküm altına alınması da hatalı olup bozma nedenidir.
4-Davalı iş yerinde öğrenim yardımı yapılıp yapılmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda davacı, her yıl Eylül ayı içinde her bir çocuk için 150 TL den 2 çocuğu için 300,00 TL öğrenim yardımının yapıldığını ancak kendisine bu ödemenin yapılmadığını iddia etmiş, davalı taraf iş yerinde öğrenim yardımı ödemesi yapılmadığını belirtmiş, mahkemece davacının 300,00 TL öğrenim yardımı alacaklısı olduğu kabul edilmiştir. Dosya içerisinde öğrenim yardımı yapıldığına ilişkin bordrolarda herhangi bir tahakkuk olmadığı gibi yazılı bir belgede bulunmamaktadır. Dinlenen tek davacı tanığı … bünyesinde çalıştığını ancak … firmasının personeli olduğunu davacının ise …’nin kendi personeli olduğunu belirterek davalı şirketin okullar açılırken çocuğu olanlara çocuk başına yılda 150,00 TL yardım yaptığını beyan etmiştir. Davalı işveren ise …nin kendi personeli dahi olmayan tek davacı tanığı beyanı dışında öğrenim yardımı verildiğinin ispatlanamadığı savunmasında bulunmuştur. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, davacı tarafdan öğrenim yardımının yapıldığına ilişkin elinde belgeleri varsa sunması istenmeli aksi takdirde ispatlanamayan bu talebin reddine karar verilmelidir. Anılan yönler düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 10.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.