Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/6959 E. 2017/8100 K. 10.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6959
KARAR NO : 2017/8100
KARAR TARİHİ : 10.04.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde sevkiyat sorumlusu olarak çalıştığını, özellikle 2006 yılında davalıya ait bant fabrikasının Kemalpaşa fabrikasına taşınması nedeni ile yoğun şekilde fazla mesai yaptığını ve hafta tatillerinde çalıştığını belirterek anılan alacak kalemlerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir.
Anayasanın, “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36/1. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu, bu hakkın; açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini de içermektedir. Ayrıca ispatın taraflar bakımından yalnızca bir yük olmasının ötesinde aynı zamanda bir hak olduğu unutulmamalıdır.
Dosya içeriğine göre, davacı vekili, sevk irsaliyelerindeki araç plakaları ile araç giriş çıkışını gösteren kayıtlardaki plakaların karşılaştırılması; irsaliyelerdeki imza yönünden davacı asile sorularak davacının çalışma saatleri ve hafta tatili çalışmalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacının bu yöne ilişkin itirazları giderilerek karar verilmesi gerekirken ispata ilişkin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu tartışmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Kanun’un 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
Dosya içeriğine göre, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının iki pazar gününe ait sevk irsaliyesinde imzası bulunması nedeni ile hafta tatili ücreti alacağı iki pazar günü için hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Ancak davalı vekili 03.09.2014 havale tarihli dilekçesi ile, 16.05.2011-13.10.2011 tarihleri arasına ait irsaliyeler bulunamadığından ibraz edilmediğini belirtmiştir. Bu durumda irsaliye sunulmayan dönem için, hafta tatili ücreti alacağının tanık beyanlarına göre hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4-İşçiye, işyerinde çalıştığı sırada ara dinlenmesi verilip verilmediği ve süresi konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenme 4857 sayılı Kanun’un 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. 4857 sayılı Kanun’un 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (onbir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanları doğrultusunda davacının cumartesi günleri 08:00-13:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilmiş ve onbeş dakika dinlenme süresi tenzil edilmiştir. Yukarıda açıklanan kanuni düzenleme doğrultusunda günlük dört saati aşan cumartesi çalışmalarında yarım saat dinlenme verildiği kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.