Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/7799 E. 2017/16160 K. 06.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7799
KARAR NO : 2017/16160
KARAR TARİHİ : 06.07.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Dosya içeriğinden, dava dilekçesinde davacının haftada yedi gün çalıştığı belirtilerek hafta tatili alacağının fazla mesai adı altında talep edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının yarım saat ara dinlenmesi ile günde 7,5 saat olmak üzere, haftanın 7 gününde çalıştığı ve haftalık toplam çalışma süresinin 49 saat olduğu gerekçesiyle belirlenen fazla mesai ücreti hüküm altına alınmış ise de, yapılan hesap dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının hafta tatili ücreti alacağı ayrıca hesaplanmış ve mahkemece de belirlenen miktar hüküm altına alınmıştır. Buna göre, davacının fazla çalışma süreleri tespit edilirken, haftalık altı gün üzerinden hesap yapılması gerektiği gözetildiğinde, davacının haftalık çalışma süresi 42 saat olmaktadır. Bu itibarla fazla mesai ücreti isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
3-Hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık beyanlarına istinaden hesaplanması durumunda, işçinin hastalık, izin veya mazeret izni gibi nedenlerle çalışamadığı günler olabileceği nazara alınarak uygun bir indirim yapılması gerektiği Dairemizce istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, fazla çalışmaların takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, Mahkemece, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık beyanlarına istinaden belirlenmesine göre, davacının hastalık, izin veya mazeret izni gibi nedenlerle çalışamadığı günler olabileceği dikkate alınmaksızın, söz konusu alacaklardan uygun bir indirim yapılmaması doğru değildir. Yapılacak iş, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, davacının çalışma süresi de gözetilerek, 9.571,00 TL olarak belirlenen hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından, uygun bir indirim yapılmak suretiyle karar verilmesinden ibaret iken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
4-Her ne kadar mahkeme kararının gerekçesinde, davanın belirsiz alacak niteliğinde bulunduğunun kabul edildiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesine göre davanın kısmi dava olarak açıldığı, ayrıca mahkemece de kısmi dava esaslarına göre yargılamanın sonuçlandırıldığı gözetildiğinde, yukarıda belirtilen ve gerekçede yer alan belirsiz alacak davasına dair ifade de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.07.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.