YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8794
KARAR NO : 2017/23527
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 2006- 2013 yılları arasında çalıştığını, iş akdinin emeklilik sebebi ile sonlandığını, hak ettiği alacakların ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; husumet ve zamanaşımı itirazları olduğunu, davacının yüklenici firma işçisi olduğunu, davacının istifa etmek sureti ile işten ayrıldığını bu nedenle tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, diğer taleplerin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili çalışmalarının hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davacı, emeklilik nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini ve fazla mesai, genel tatil, yıllık izin, hafta tatili ve kıdem tazminatı alacaklarının ödenmediğini iddia etmiş, davalı davacının alacağının olmadığı savunmasında bulunmuştur. Davalı 2010 Ocak ayından itibaren işe giriş çıkış saatlerini gösterir imzalı çizelgeleri ve 2010 yılı Şubat ayından itibaren imzalı ücret bordrolarını sunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı işyeri kayıtları ve ücret bordrolarına ve tanık beyanlarına göre ayrı ayrı hesaplama yapılmıştır. Davacı yargılama aşamasında bordroların ve işe giriş çıkış saatlerini gösterir imzalı çizelgelerin baskı ile imzalatıldığını iddia etmiş ancak bu iddiasını ispat edememiştir. Bu durumda davacının fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücretti alacaklarının davalının sunduğu imzalı kayıt ve belgelere göre değerlendirilmesi gerekirken tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamaya değer verilerek karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizin başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanun’un 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Bu noktada, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde 1475 sayılı Kanun’un 14/3. maddesine göre işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarih olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesini emeklilik koşullarını sağlaması sebebiyle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı sabit ise de, emeklilik koşullarının sağlandığına ilişkin belgenin fesih tarihinde işverene sunulduğunun kanıtlanamamasına göre, dava konusu kıdem tazminatı alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına
karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde fesih tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak belirlenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; ıslaha karşı zamanaşımı itirazı üzerine davacının alacaklarının hesaplanması için ek rapor alınmıştır. Ek raporda fazla mesai alacağı ıslah tarihi olan 10.06.2009’den hesaplanması gerekirken 10.01.2009 tarihinden hesaplanmıştır. Mahkemece bu hatalı hesaplamaya dayalı bilirkişi raporuna göre fazla mesai alacağının hüküm altına alınması doru olmamıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.