YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8859
KARAR NO : 2017/24220
KARAR TARİHİ : 06.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde kadroya geçmeden önceki dönemde geçici işçi olarak çalıştığını ancak bu hizmetlerinin kıdeminden sayılmadığını, geçici işçilikte geçen çalışmaların kıdeminden sayılarak derece ve kademesinin tespiti ile yeni derece ve kademesi dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı alacaklarının tahsilini talep etmiştir.Davalı cevabının özeti:Davalı vekili, davacının geçici işçi olarak işe başlayıp kısmi süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığını, 26.10.2000 tarihli protokol gereğince daimi işçi olarak kadrosuna geçinceye kadar bir tam yıl çalışmadığını, dolayısıyla idare ile … Sendikası arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinin ilgili maddelerinde düzenlendiği şekliyle kademe ve derece yükselmesinin şartlarını sağlayamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanıp sağlanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
06.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6360 sayılı Kanunun “Çeşitli hükümler” başlıklı 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında; “Mevzuatla il özel idarelerine yapılan atıflar bu Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri için ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, Hazineye, valiliklere, büyükşehir belediyelerine ve bağlı kuruluşlarına veya ilçe belediyelerine yapılmış sayılır. Tüzel kişiliği kaldırılan il özel idarelerine 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve diğer mevzuatla verilmiş olan yetki, görev ve sorumluluklar ilgisine göre bu kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılır ve yerine getirilir. Söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurum ve kuruluştur.” hükmü ile Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.”, hükmü ve 5. fıkrasında ise, “Bu Kanun ile tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idarelerinin her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, valiliklere, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına, büyükşehir belediyesine ve bağlı kuruluşuna veya ilçe belediyesine devredilmesine karar verilir. Devir işlemi, yapılacak ilk mahalli idareler genel seçimi tarihinde uygulamaya konulur. Maliye Hazinesine devredilen taşınmazlar Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kullanmakta olan kurumlara tahsis edilmiş sayılır. Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan Maliye Bakanlığınca, bu Kanunun 1. maddesiyle tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idarelerine, belediyelere ve köy tüzel kişiliklerine tahsis edilmiş olanlar; kuruluş kanunlarıyla kendilerine verilen kamusal nitelikteki görevleri yerine getirmeleri amacıyla ve komisyon kararıyla; ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşlarına, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına, büyükşehir belediyelerine, büyükşehir belediyelerinin bağlı kuruluşlarına ve ilçe belediyelerine tahsis edilmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır.
6360 sayılı Kanunu’nun “Yürürlük” başlıklı 36. maddesinde, “Bu kanunun a) 1. maddesi; 2. maddesi; 3. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları; 4 üncü maddesi; 5 inci maddesi; 6 ncı maddesi; 7 nci maddesiyle değiştirilen 5216 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi; 5216 sayılı Kanun’un 18. maddesinin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin hükmü hariç 13. maddesi; 22. maddesi; 25. maddesi; 5779 sayılı Kanun’un 5. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası hariç 26. maddesi; geçici 1. maddesinin altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onüçüncü, onbeşinci, onaltıncı, onyedinci ve yirmidördüncü fıkraları; geçici 2. maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları ilk mahalli idareler genel seçiminde, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.” hükmü yer almaktadır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, davalı olarak yer alan İzmir İl Özel İdaresinin 6360 sayılı Kanun gereği 30.03.2014 tarihinden itibaren tasfiye edilmek suretiyle kapatılması üzerine husumetin yönetilmesi yönünde yapılan araştırma neticesinde, davacı vekilinin hazır bulunduğu 10.06.2014 tarihli celsede verilen ara karar ile davacı vekiline husumeti Maliye Hazinesine izafeten İzmir Muhakemat Müdürlüğüne yöneltmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürenin sonuçlarının anlatılmasına karar verildiği, kesin sürenin sonuçlarının da anlatıldığı görülmektedir. Davacı vekilince 26.09.2014 tarihli dilekçeyle husumet Maliye Hazinesine izafeten İzmir Muhakemat Müdürlüğüne yöneltilmiştir.Davacı vekilinin mahkemece verilen 2 haftalık kesin süreye rağmen sürenin dolmasından yaklaşık 3 ay sonra husumeti yönelten dilekçeyi ibraz ettiği anlaşılmaktadır. Davacı vekiline husumetin yöneltilmesi için verilen kesin süreye riayet edilmediği dikkate alınmadan ve netice olarak karar başlığında da görüldüğü üzere tüzel kişiliği sona eren kişi hakkında yargılama sürdürülerek karar verilmesi hatalı olup davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06/11/2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.