Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/9209 E. 2017/23690 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9209
KARAR NO : 2017/23690
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili davalı Türkiye İş Kurumu’na ait işyerinde güvenlik hizmetini üstlenen son alt işveren … Özel Güv. Ltd. Şti. nezdinde güvenlik görevlisi olarak 06/07/2006 – 17/02/2014 tarihleri arasında çalışan müvekkilinin ış akdinin haksız olarak feshedildiğini, iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi sebeplerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
Her ne kadar Mahkemece davacının iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından, ihale konusu hizmet alım sözleşmesinin davalı kurumca sonlandırılması üzerine feshedildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmış ise de; davacının davalılar arasındaki hizmet sözleşmesinin feshinden önce 17.02.2014 tarihinde işverene gönderdiği ihtarnamesinde 2013 yılında son aylarda aylık ücretlerinin ödenmesinin geciktirilmesi , Aralık 2013 ve Ocak 2014 aylıklarının ödenmemesi nedenleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirttiği, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile de davacının ödenmeyen ücret alacakları olduğu ve davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak iş sözleşmesini fesheden taraf fesihte haklı dahi olsa ihbar tazminatı alamayacağından ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
3-Davacının yıllık ücretli izin alacağı taraflar arasında diğer uyuşmazlık konusudur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dosyaya imzalı yıllık izin kayıtları sunulmamıştır. Bu nedenle Mahkemece, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, yapılan araştırma eksik ve hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dosya içeriğinde yer alan imzasız ücret bordolarında yıllık izin bilgisine yer verildiği görülmektedir. Davalı taraf, ödemenin banka aracılığı ile yapıldığını belirterek delil olarak banka kayıtlarına dayanmıştır. Bu sebeple Mahkemece ücret ödemesinin yapıldığı banka kayıtları dosya kapsamına dahil edilmeli, bordrolar, banka kayıtları karşılaştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Kabule göre de; davalı Kurum harçtan muaf olmasına rağmen davalı aleyhine harca hükmedilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, 31.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.