YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9211
KARAR NO : 2017/24254
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Mahkemece 24/07/2014 tarihli gerekçeli kararının davacı vekilinin kalemde 21/08/2014 tarihinde tebliğ aldığı, ancak temyiz dilekçesinin 20/11/2014 tarihinde verdiği ve temyiz süresinin geçtiği gerekçesi ile temyiz talebinin süresi geçtiğinden dolayı reddine karar verilmiştir.
Ek karar, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya gerekçeli karar 21.08.2014 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; davalının temyiz dilekçesinin davacıya 19.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bunun üzerine katılmaya yolu ile 20.11.2014 tarihinde temyiz ettiği, buna göre temyiz talebinin süresinde olduğu görülmüştür. Bu durumda; temyizin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ilişkin verilen karar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine aykırı olup 20.02.2015 tarihli EK KARARIN BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildi.
Hüküm süresi içinde davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı şirkette 24/03/2011 – 30/09/2011 tarihleri arasında bir dönem çalıştığını, işine davalı şirketçe son verildiğini, daha sonra yeniden 08/03/2012 – 16/12/2012 tarihleri arasında …’unda servis elemanı olarak en son aylık brüt 1.311,00 TL günlük brüt ise 43,706 TL ücret ile çalıştığını, davalı şirketin 16/12/2012 tarihinde işyeri daralması nedeni ile feshedildiğini, fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin hiç ödenmediğini, her sabah saat 08.00’de işe geldiğini, akşam ise en erken 20.30 saatlerinde işi bıraktığını, haftanın en az 3 günü mesaisinin saat 21.00’i bulduğunu, öğlen ara dinlenmesi ve yemek molasının ise fırsat buldukça işin yoğunluğuna göre 20 ila 30 dakika arası yapıldığını, günde 12,5 saat çalışmakta olup, 1,5 saatlik ara dinlenmesi düşüldüğünde günlük çalışma süresinin 11 saat olup, hafta genelinde 66 saat çalıştığını ve haftada 21 saat fazla mesai yaptığını beyan ederek davalıdan; fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatili alacaklarını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının ve davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Davacıya ait olan 09/03/2012 tarihli “İş Sözleşmesi” başlıklı belgenin 6.5. maddesinde; “…işçiye çalışması karşılığı olmak üzere net/aylık 635,00 TL ücret ödenir, işbu ücrete 4857 sayılı yasanın 41. maddesinde ve işbu sözleşmenin 6.5. maddesinde belirtilen yıllık 270 saat fazla çalışma ücreti dahildir. Taraflar işbu hususu beyan ve taahhüt etmişlerdir. Yıllık 270 saati aşan fazla çalışma ücreti bu süreyi aşan kısım için işçiye ödenir. Ayrıca istismara mahal vermeden kullandığı özel zaruri mazeret izinleri de fazla çalışmalarına mahsup edilir…” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece; davacının iş sözleşmesindeki ilgili düzenleme gereği yıllık 270 saat fazla çalışma ücretinin ücrete dahil olduğu, 270 saatlik fazla çalışmanın yapılan hesaplamalardan mahsup edileceği gerekçede açıklanmıştır. Ancak mahkemece; bilirkişi tarafından yıl içerisindeki tüm çalışmaların ücrete dahil olmadığına ilişkin yapılan alternatif hesaplamanın sonucu için hüküm kurulmuş olup gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşmuştur. Gerekçede kabul edildiği şekilde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut olayda; davacının fazla çalışma ücretine ilişkin hesaplamanın dosyadaki kayıtt ve tanık anlatımlarına göre hesaplanarak, ½ oranında indirim yapıldığı anlaşılmaktadır. Tanık beyanı ve dosya içeriğine göre ve özellikle dairemizin incelemesinden geçen aynı işyeri dosyaları birlikte değerlendirildiğinde fazla çalışma alacağından 1/3 oranından aşağı olmamak üzere indirim yapılması, dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 07/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.