YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9259
KARAR NO : 2017/23586
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; davalı işyerinde 21/06/2012-03/08/2013 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, almış olduğu son ücretin 2.000,00 TL olmasına rağmen davalı tarafından asgari ücret bildirildiğini, ayrıca çalıştığı sürede fazla mesai yaptığını, hafta sonlarında, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, haklarının işverence ödenmemesi üzerineiş akdinin müvekkili tarafından haklı şekilde feshettiğini beyanla davalıdan kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, işyerinde 03/08/2013 tarihinde davacı ile birlikte 77 işçi tarafından yasa dışı ve izinsiz bir şekilde toplu olarak iş bırakma eyleminin yapıldığını, davacın da bu eyleme katılan işçiler arasında olduğunu ve işe başlamamış olması nedeniyle iş akdinin haklı nedenle müvekkili tarafından feshedildiğini, davacının almış olduğu ücretin bordrolarına istinaden hesabına eksiksiz yatırıldığını, diğer haklarının da kendisine ödendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davacının aylık ücret miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanun’un 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davalı işyerinde dokuma operatörü olarak çalışan davacı net 2.000,00 TL ücretle çalıştığını iddia ederken, işveren davacının bordroda görünen tutarda ücret aldığını savunmuştur. Dosyaya sunulan son aya ilişkin bordroda davacının ücreti 1.116,00 TL olarak görünmektedir. Davacı tanıkları davacının 2.000,00-2.500,00 TL arasında net ücret aldığını beyan etmişlerdir. Mahkemece, DİSK ve Ticaret Odasından emsal ücret araştırılmıştır. DİSK net 2.200-2.700-TL arası olabileceği, Ticaret Odası ise standart olanın asgari ücret olduğu, işçinin kişisel yeteneklerine göre değişebileceği şeklinde yanıt vermiştir. Mahkemece ise; ücretin net 2.000,00 TL olduğu kabul edilerek yapılan bilirkişi hesaplaması kabul edilmiştir. Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmış ise de; elde edilen netice davacının ücretine esas alınacak yeterliklikte değildir. Fesih tarihi itibariyle işçinin ücreti, yaptığı iş, kıdemi de esas alınarak ilgili meslek odalarından ve diğer kuruluşlardan yapılacak emsal ücret araştırması ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesindeki “Kazanç Bilgisi Sorgulama” kısmındaki bilgiler dikkate alınarak belirlendikten sonra, sonucuna göre kabul edilen alacaklar hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda da uyuşmazlık mevcuttur.
Somut olayda, dokuma operatörü olarak çalışan davacının davalı işyerinde haftada yedi gün, günde 8 saat olarak 3 vardiya şeklinde çalıştığı, ayda ortalama 2 defa gelmeyen işçilerin yerine sekizer saat fazladan çalışma yaptığı, üç haftada bir de yapılan genel temizlik nedeniyle günde 2 saat, toplamda da haftalık 4.75 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek hesaplanmıştır. Davalı tanığı 8 saat olmak üzere 3 vardiya halinde çalıştıklarını, davacı tanıkları ise; işe gelmeyen işçilerin yerine ayda 2-3 kez çalışıldığını ifade etmişlerdir. Ancak bu tanıkların beyanı doğrultusunda kimin gelmediği, kimin yerine çalışıldığı işyerinde böyle bir uygulama olduğu konusunda dosyada somut bir veriye rastlanmamıştır. Zira olsa dahi davacının bu eksikliği gidermek için çalışmış olduğuda dosya kapsamında tespit edilememiştir. Yine genel temizlik adı altında yapılan fazla çalışma iddiasıda, dokuma operatörü olarak çalışan davacı açısından soyut, belirsiz niteliktedir. Buna göre, davacının fazla çalışma talebinin ispatlanamaması nedeni ile reddi gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.